‘Eski Sütyeninizi Nasıl Büstiyere Çevirirsiniz?’

Sabah, filtre kahve makinasına dedim ki, dün kahveyi az, suyu çok koymuşum. Doğru dürüst bir kahve içemedim senin yüzünden. Keşke uyarsaydın. Ana! Haspamın suratı asıldı, ölçü önemli, dedi. Onu da sen bileceksin. Ben kahve makinasıyım. Ölçüp tartmak senin elinde. Bir daha bir iş yaparken aynı anda 800 şey düşünme, ana konsatre ol, kendinde ol, diye de devam etti! Bana bak dedim, filozofluğu ince yerinden kes, uzatma. Ben olmasam bu evde yüzüne bakan yok. Sayemde her gün bir işe yarıyorsun. Haddini bil. Sen kahve makinasısın. Kahve makinası gibi davran…..

Heee kahve makinasıyla didiştim sabah. Daha doğrusu kendimi kahve makinasıyla konuşurken yakaladım. Vay be dedim kendi kendime. Bu tecrit, haydi tecrit ağır bir kelime zorunlu sosyal mesafe diyelim buna, yani bunu yapmak sana da koyuyorsa, vaylar olsun yalnız kalmaya alışkın olmayan sosyal kelebeklerine. Ciddi söylüyorum, insanlardan izole olmak bana koymaz diye düşünüyordum. Son 6 senesini full evde çalışarak geçirmiş, bazen iş yetiştireceğim diye 3-4 gün kapı dışarı çıkamamış, yazı gruplarıyla çalışırken, İstanbul dışı sayılacak yerlerde günlerce halka kapanmış biri olarak bunu söylüyorum.

Yalnızlık sanatı, kendiyle yalnız kalmayan kimseyle olamaz, yalnız geldik yalnız gideceğiz klişelerine hiç girmeden yazıma devam ediyorum.

Zira; Yazmıyorsa, bi’ton seyredecek şeyi olan, seyretmiyorsa resim, meditasyon, yoga Allah ne verdiyse içine dönmek için: Deneyen-yapan, hiçbiri yetmedi bahçeye dadanan biri olarak söylüyorum: Koydu be! Normalde yüzüne dokunmayan ben sürekli orama burama elleme isteğiyle doluyum ve haliyle sürekli bir yıkanma, temizlenme, dezenfekte olma ihtiyacı duyuyorum. Ellerimi hiç bu kadar sık ve detaylı yıkamamıştım. Evde sterilaziyonik malzemeler dizi dizi: Tırnağım için bile var. İnanmayanlara özel fotoğrafını koyacağım. Alışveriş orucumu bozdum bozacağım. Tüm online siteleri didiklemiş durumdayım. Çaput almamak için hobi bahçesi ekim seti aldım dün: Amaaaaa çok ucuzduuuuuuaaaaaa:) Ve toprak, tohum vs de alıp bahçeye çıktım. İyi bir aktivite yani. Kaptırmışım toprağa, çimene tam çaprazımdan gelen pat pat pata pat sesiyle irkildim. Biri halı çırpıyordu. Hem de Cihangir’de. Ve ve de daha önemlisi ağzında maske vardı. Ama tüm evlerin balkon ve bahçelerini toza boğmaktan zerre rahatsızlık duymuyordu. Ta ki ben ‘hoopp hanım hanım napıyon be’ diyerek gayet nazik bir sesle…. Ay yazamadım. İçeri kaçtı abla! Burası böyle bir ülke. Kadın evi yeni gelin styla olsun diye kıçını yırtıyor, bir sürü kimyasala boğuyor hem kendini hem de ev ahalisini, ancak yaşadığı sokakları bok götürse de olur. Maalesef bu zihniyet şu anda sokakta. O yüzden ev hapisi şart hepimize. Bu şikayetimi de belirttikten sonra neşeli tarafı bol yazıma dönebilirim.

‘Eski sütyeninizi nasıl büstiyere çevirirsiniz’

Efenimmmmm; Gelelim keşfettiğim! diğer akla ziyan vakit geçirme aktivitelerine! Dün en son, sabaha karşı 4’te kendimi ‘eski sütyeninizi nasıl büstiyere çevirirsiniz’ konulu dandik bir videoyu izlerken bulduğumda bunun sinyalini almıştım zaten ama itiraf edemiyordum: İnanılmaz sıkıldım. Sıkılıyorum. Bu izolasyonun zaruri olması mı bu iç sıkıntısını çoğaltıyor, yoksa aldığım-okuduğum-izlediğim haberler mi, yoksa yoksa ‘ne olacak la bu tecritten sonra işler güçler’ düşüncesi mi, ya da ya da: Ben hep böyle miydim? Yani, insanlardan izolasyon kendi tercihim iken keyifliydi bile de; dayatılınca sinir sistemini oyan bir makinaya mı dönüştü? Bilemiyorum. Pat pat pata pat patlayacağım!

Nası’bi dışarı çıkasım var anlatamam!

Bu işte tek başına değilim. Felaket senaryolarından hepimizin içi şişti. Geçim derdi var. Ailelerimizdeki yaşlı veya hasta kişiler var. Ülkenin gidişatı, derdi tasası var. Demem o ki; Hastalıktan çok vesvese yüzünden dünya değiştireceğiz. O kadar uzun boylu olmasa da farklı kıvamlarda birer ruh hastasına dönüşeceğiz. Biliyorum. Allah’tan hepimiz kendi çapımızda bu sıkıntılı dönemle baş edebilmek için bir şeyler uyduruyoruz. Komşularımdan biri ‘30 day songs challenge/30 günlük şarkı meydan okuması’na kalkışmış albüm çıkarsa köşeyi döner, pek beğendim. Bir diğerinin çocukları merdivenlerde saklambaç oynarken kafa göz yarmış, feci sıkıntı. Öteki kafayı çekmiş, şarkının sesini köklemiş apartman gümgüm falan. Dahası, Facebook’tan gelen arkadaşlık isteklerinin tavan yapmasından mütevellit, görüntülü konferans aramalarda, elde içecekler on saat sohbet etmek becerimde de tek değilim yani! Hele o whatsup gruplarından gelenler! Bilgilendirme amaçlı olanları demiyorum. Ulan ne komikli milletmişiz be! Hepinizce malum olan ve espiri anlayışımızın tavan yaptıklarından söz ediyorum.

Bilmem kim left the group…

Daha da ilginci normalde grupları hor gören, cool yapan ama biz ölümlülere acıdığı için ‘bilmem kim left the group’ uyarısını alıp aşağılanan egomuzun bataklığında boğulmamamız için yani, gruplarda kalanlar; Onların hortlamasına ne demeli? Hem de en manyak iletileri göndermelerine, ne diyelim? Cool’luk coronaya sökmez anacım. Biz grupların sıradan üyelerini düşük profilli espirilerinden dolayı aşağılamamak için sessiz kalanlar; Bu da en soğuğundan intikamımız olsun. Zaman alıyor öcümüzü işte ne güzel:) Virüs sıcak sevmiyormuş, diyogglaaa. Yaklaşın bakayım yöremize, yanımıza. Covid19 bu! Taht, soy, sop… Şan, şöhret, paraya bakmaz. Ahanda çokoPrens Albert, ahanda Tom Hanks ve zevcesi!!! Havaya gireni anında avlar, demedi demeyin!

Çünkü havadan bulaşıyor. Yapışıp kalıyor. Ay çok kötü bi’espiri oldu bu da beeeeaaaa!

He tabii ki biliyorum ‘evde sıkılmak, dışarı çıkmak için bir bahane değil’ ama ya, marketteki o haftaya özel indirimleri kaçırırsam ahshshsshshshsh :) ya, hayat akarken ben dışında kalıyorsam? ya ya ya…. Yay beee yavrum! Tamam sakin ol ve sadece düşündükleri için hapise atılan, f tipi cezaevlerinde çürüyen, ülkelerinden uzaklara kaçmak zorunda kalan canları düşün. Aynı fikirde olmasan da, onların sıkıntılarını, üzüntülerini, köklerinden çatır çatır koparılıp tek başına yaban ellerde kurumaya bırakıldıklarında neler hissettiklerini düşün. Nazım Hikmet’i düşün mesela. Şiir düşün, şarkı söyle, yaz çiz. Derine dal. Neden de? Neden bunu yaşıyoruz? Neyi, nerede yanlış yaptık? Ne eksikti. Ne fazla? Bunları düşün. Derin derin nefesler al. Şükürle düşün. Şükürle zihninde açılan yeni uyanış kapılarından geç. Dürüstçe ve samimiyetle ayakta kalmanın zoruklarıyla geldiğin bu günde, değişimin sadece kendin için değil, dünya için bir silkinişle gerçekleşeceğini düşün ve bunu bir fırsat bil.

Çünkü bu savaş bittiğinde, ne sen eski sen olacaksın, ne de dünya eski dünya.

Hepimiz yeni dünyada, yeni bir uyanışla tekrar doğacağız. Doğa bizi üstünden silkeleyip atmadan, biz, bir olarak var olmayı deneyimleyeceğiz.

Sahip olduğun şeyler, bir gün gelecek seni sahiplenmeyi bırakacak!

Fight Club/Dövüş Kulübü filmi benim için bir külttür. Filmin doppelanger kahramanı Tyler Durden’in cümleleri de kulağıma küpe: Sahip olduğun şeyler, bir gün gelecek seni sahiplenmeyi bırakacak!

Pekiyi o şeyler ne? Haydi gelin hepimiz kendimiz için listeleyelim. Bari hastalığa yatkın insanlara virüs bulaştırmamak dışında bir işe daha yarasın zorunlu sosyal izolasyonumuz!

 

About Vildan Çetin

instagram: _vildancetin_ beynelhayat velmemat... writer; published 2 books from sacred life trilogy: the origin, the voice. trtcocuk cartoon serial ciciki's script&jingle, tik&tak cartoon series, neşeliçocuklar youtube, advertiser, brand strategist, content developer, youtuber, documentary
Bu yazı taze diş macunu içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s