Librocubicularist’lerceeee Seviyorum Sizi!

Lan! Ne diyon yine be… şeklindeki zarif cümleler eşliğinde şahsım hakkında ünlediğinizi duyar gibiyim.  Kızmayınız efenim. O kaba cümleleri yavaşca ağzınıza geri itiniz ve kelimeyi şöyle bölünüz: Lib rocu, bicu larist! Nasıl böyle daha kolay oldu değil mi? Zira ben bazı kelimeleri ve dahi cümleleri aklımda kalsın diye, böyle akıl almaz parçalara bölüp ezberliyorum. Tabii ki aslında böyle ucubik bir şekilde hecelenen bir kelime değil kendileri. Bir kere: Latince!!!!! Hangi cümleyi Latince yazsanız aman da aman pek havalı oluyor ya, o cinsten bu Libro da! “liber+cubiculum” kökenlerinden yapılmış. Haydi size kıyak geçeyim. Liber ne demekmiş, google’lamayın; yazayım. ( Eski okurlarım bilir: Hizmette katiyen sinir tanımam)

Liber’in iki anlamı var.

  • Ağaç kabuğu
  • Kitap

Ağaç kabuğu ne alaka? Şeklindeki sorunuzu da acilen yanıtlıyorum: Kağıdın icadından önce, yazılar ağaç kabuklarına yazılırmış. Bu yüzden Liber: Ağaç kabuğu da demek oluyor.

Bir diğer ve konumuzla alakasız anlamı ise, özgür ve özgür erkek  çocuk ve Dionysos demekmiş. Bir tık daha bayıcam izin verirseniz: Bizim ilgilendiğimiz Liber’deki ‘i’ harfi kısa sesliyken, hiç ilgilenmediğimiz 2. anlamdaki ‘i’ uzun imiş.

HALA OKUYOR MUSUN? SEVİYORUM BE SİZİ: TANIMASAM DA! (kafası karışık özneler)

Öyleyse bilmişlik taslamaya devam. Cibiculum, ki bence ‘Librocubicularist’ kelimesini zorlaştıran bu hainin amlamı da pek manidar. Liber ile birleştiğinde neden ‘yatakta kitap okumayı seven kişilere verilen ad’ ortaya çıkıyor birazdan alayacaksınız efenim. Zira, Cibiculum:

1-Antik Roma evinde (domus) yatak odası,

2-Antik Roma’da imparatorun circusta oturduğu yer. (Circus ne demek artık ona da kendiniz bakın bir zahmet)

3-Antik Roma’da, catacumbalarda ailelere ait tonozlu mezar odaları. (Catacumba’nın anlamı için bakınız, Circus’taki yorumum)

Oh be nihayet yazıya giriş yapabildim.  Librocubicularist; yatakta kitap okumayı seven kişilere deniyormuş ya  hani bu kelimeyi duyunca aklıma Oblomov geldi ilk. ‘Yok’ dedim kendi kendime; velleity/zayıf heves derdinden müzdarip Oblomov ağbimiz bundan da yorulur, boynu bükük bırakırdı kitapçıkların hepsini :)

Efendime diyeyim, sonra da pek tanıdık başka bir hali tanımlayan bir kelime var mı diye sözlüklerde aradım, bulamadım: Yatakta kitapları ile uyuyanlara ne deniyor acaba!!! Kendimle alakalı değil canımmmmm. Sadece merak ahshahhsshshh…. Hey tabip derdime çare. Zira: Yatakta kitap okumadan u yu ya mı yo rum! Ciddiyim. Dizi seyredip uyumayı denedim. Olmadı. Kesmedi. Diziyi kapatıp yine kitaba geçtim. (Not: Yatak odamda tv gibi elektronikler yok; yok amaaaa en devinden telefonum var.) Meditasyon bile hı hı! İlla elimde kitap olacak. Sanırım Gülün Adı’ndaki zehir gibi sayfalara dokununca Valerian/Kedi otu etkisi yapan bir madde vücuduma zerk oluyor. Ve bu madde bağımlılık yapıyor. Şimdi bana ve teoremlerime gülenler bilsinler ki ileride çok utanacaklar: Bir gün İsviçreli bilim adamları ellerinde koca koca dosyalarla halkın huzuruna çıkacak ve diyecekler ki ‘böyleyken böyle; bu kitap sayfaları kafa yapıyor arkadaşlar. Kah uyutuyor, sıkça ayıltıyor, bir ton soruyu zihne üşüştürüyor, cevapları da çok şıklı vermeye utanmıyor. Acilen doz aşımına uğrayanlar karantinaya alına.’ Diyorsunuz ki üfff konu mu yok! Düşün düşün bunu mu buldun yazacak? Tamam madem haksızım neden bütün diktatörler önce kitapları yasaklıyor ve hatta yakıyor? Bi deyin!

DURUN HEMEN SAYFAYI KAPAMAYIN!

Zira çileniz daha bitmedi: Önüne ne çıkarsa okuyan, okuma bağımlılarına  da ‘Omnilegent’ deniyormuş. Valla ben o cinsten değilim. Okumaya başladığım her neyse; kötü/acemice yazılmışsa, sevmemişsem, pastiji yani taklidi ve alıntısı fazla kaçmışsa, en baba yayınevinden çıksa da okumuyorum. Romanda farklı kurgu anlayışlarını, katmanlı, zorlayıcı ve grift metinleri sevsem de, sırf zor okunsun diye, karakterle alakasız şekilde karmaşıklaştırılmış metinler gibi, yazarın; kendinin ne denli zeki olduğunu okuyucuya ispatlama kaygısıyla totosunu yırttığı metinleri de sevmiyorum. Yani o yatağa benimle girmek kolay değil cicim. Hele uykuya daldırıp sarılmak falan hiç! Noooldu cici kitap, seni yataktan attım diye bozuldun mu? 

Geldiler gene :) Kafa gitti!!!!

Hadi size ilginç bi anekdot anlatayım. Annem hasta. Aile alarmda. Annemi aradım, rutin arıyorum zaten hayırlı evlat kategorisinden dehlenmemek için. Neyse: Yeğenim, 6 yaşında olan tutturdu benimle konuşacak. Ondan bundan konuşuyoruz. Ben sürekli yağ yakma halindeyim. ‘Demek benden kitap istiyorsun. Vay demek yerden çöpü aldın. Ne şahane bir çocuksun Kenan’cığım sen.’ Kıvamım bu şekil.  Dedi ki, senin siyah saçlı mavi gözlü arkadaşın var mı? Aklıma 40.000 tilki akın etti. Herif okulda manita buldu. Kız mavi gözlü falan ilki tabii ki ahshahshshs :) Var galiba halacığım dedim. Adı ne diye sordu. Ne diyeyim? bilemiyorum. Attım kafadan Ece dedim. Bu arada içimden de diyorum ki; haydi kitaplarında isimler palidram olsun diye Ece’yi kullandın el kadar bebe isim sorunca neden Ece diyorsun? En iyisi bir doktora görün. Neyse konuyu dağıtmayayım. Bıçkın yeğenim neredeyse bağırarak ‘Hala’ dedi ‘onunla asla görüşme olur mu? O kötü biri! Mavi gözleri cam gibi ve çok korkunç!! İçimden noooluyoo be diyorum, dışımdan daa heee tamam halacım görüşmem falan… Annesi aldı telefonu. Meğersem bizim gelin hanım Yasak Elma’yı seyrediyormuş pazartesileri. Yeğen de kafayı Şevval Sam’ın oynadığı karaktere takmış. Gıcık oluyormuş her çıktığında. Vay be dedim kendi kendime. Bir zamanların Nejat İşlerli dizisindeki minnoş tatlış hafif atarlı ama evin fiyakalı harbi kızı Gülbeyaz’ına bak sen!!! Bodrum Masalı’nda da benzer kimyada bir rol oynuyorken. Valla tebrik ediyorum.

BİR SAZAN HİKAYESİ:

Ve konuyu buradan alıp, Yılmaz Erdoğan’ın Netflix’e satıp, kekliği düz ovada avlarlar misali bilet alanları sinirden zıplattığı son filmi Sazan Sarmalı’na nasıl bağlıyorum görün:

Sayılar ve cinsiyet işaret eden kavramlar: Bizi belirli kalıpların içine hapsetmek için medeniyet düşmanlarınca, ve dahi; insanı köreltip aptallaştırmak ve yönetmek isteyenlerce uydurulmuş sınırlar.  Bunu zaten biliyoruz. Bakınız ben. Kafa sürekli 03-90 arası gidip geliyor. Salıncak misali. Ne diyordum: Tecrübeye saygım sonsuz. Bilgiye olduğu gibi. Ve fekat teknoloji bu denli hızlı ilerlerken ve yeni bu kadar çabuk eskiyip tüketilirken… Tecrübe sahibi olmak bazen de demode olmakla eşanlamlı olabiliyor. Organize İşler Sazan Sarmalı mesela. İlkinde çok gülmüş eğlenmiştim ama bu kez bana yavan ve sıkıcı geldi. Bir de samimiyetsiz. Daha çok masalsı olsaydı daha zevkli olurdu. Burada masalsı dünya ile gerçek dünya arasındaki salınım büyük. Bu kadar farklı iki dünya arasındaki sinematografik geçiş konusu sıkıntılı senaryoda.

Gelelim o şahane göbekli adama. Kıvanç Tatlıtuğ biraz daha gayret ederse (ve o sahte gülüşlü hanımıyla verdiği neeeeee kaaa düzgün bi aileyiz di mi imajının pek yavan olduğunu fark ederse) fena yakışıklı, gayet düzgün, arzu nesnesi erkek figüründen oyuncu kategorisine atlayacak! Şu yaftalar çok ürkütücü tabii ki ama gerçek bu. Alakasızca aklıma geldi: Ne zamanki Halit Ergenç kendisinin idealize edilmiş bir devlet/halk kahramanı değil oyuncu olduğuna karar verip diyelim ki eşcinsel bir karakteri çatır çatır canlandıracak işte o zaman, Bergüzar ablanın kafenin oradan eve doğru kıvrılırken kendisine daha bir hayranlıkla bakacağım. Şevval Sam’a dönersek, afferinlerce bravolarca kötüsün. Ve tebriği hak ediyorsun cicim.

Tüm kalbümle teşekkür ederim. Sabrettiniz. Okudunuz. İletişim kısmından ad-soyad adres bilgilerinizi verirseniz: ‘Sabır taşı mısın hey okuyucu’ konulu hediyemi de alırsınız. Ciddiyim. Göndermeyen ne olsun!

 

 

Reklamlar

About Vildan Çetin

instagram: _vildancetin_ beynelhayat velmemat... writer; published 2 books from sacred life trilogy: the origin, the voice. trtcocuk cartoon serial ciciki's script&jingle, tik&tak cartoon series, neşeliçocuklar youtube, advertiser, brand strategist, content developer, youtuber, documentary
Bu yazı taze diş macunu içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to Librocubicularist’lerceeee Seviyorum Sizi!

  1. Aysel ekin dedi ki:

    Kafanızın içindeki tilkiler ordan oraya savururken sizi ben yazınızı bir çırpıda okuyup yurtum hem de kahkaha ata ata ve bir o kadar da keyif alarak . Yüreğinize kaleminize sağlık 🙏😇🥰

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s