Köprünün Altı*

‘#10yearschallenge /10 sene meydan okuması’ diye bir bıtbıt başlattılar sosyal medyada. Bu cenahın her olaya canhıraş atlayan güzide canları 10 yıl öncesine ait fotoğrafları ile şimdiki hallerini aynı karede paylaşıyorlar: Harıl harıl! Ve hilafsız herkesin birbirine yaptığı yorumlar şu minvalde: ‘Ayy insan hiç mi değişmezz’!!! Öz yalakalarcaaaa ahshahshshshh!!!! Yahu, biz neyiz de değişmeyeceğiz? Robot mu? Bakın masa demedim. Zira 10 sene önce alınan bir masa bile değişir. Cilası şey olur: Bakın eskir de demiyorum. Kibarlıktan yani :) Kendime neyi sordum biliyor musunuz değişim konusunu düşünürken, pekiyi ya ruhlar: Ayy insan hiç mi değişmezz, desek biri için hakaret sayılırken, fiziksel olarak değişmemek, ki mümkün değil, neden bir başarı sayılıyor. Manevi anlamda biriktirdiklerimizi 10 sene geriye sarsak bu iyi bir şey değil. Lakin işin içine dış görünüm girince işler değişiyor. Gigi ve Bella Hadid kardeşlerin taş anası Yolanda Hadid bile  ‘Ee bıktım ulan baskılarınızdan, meme implantlarımı da çıkartıyorum, dolgu botoks konusuna da nokta koyuyorum’ diyerek son derece haklı bir serzenişle kendini salıvermişken…

Bilmem kaç küsur yaşında ağbilerimiz,  dana kıvamındaki koca göbeklerine ve şiş baldırlarına bir an olsun bakıp silkinmeyi ve ağızlarından çıktı çıkacak sözleri sansürlemeyi düşünmeyerek kadınları en hassas yerlerinden suistimal etmeye devam ederken… Tamammm tamammm … Az sabır!!! Derin mevzuulara ilerleyen satırlarda girmek üzere konuyu dış görüntü üzerinden deşmeye devam ediim biraz daha sıkılmayın hemencik!!!

Öncelikli olarak biz kadınlar için en büyük iltifat: Ayy hiç değişmemişsin, denmesi galiba… Ciddiyim. Mesela alakasız da olsa biri böyle deyince, gevşiyor biz kadınlarda gönül bağları şekerim. Tutamıyoruz kendimizi. Rahmetli Umberto Eco’nun iki ciltlik şahane kitabı: Güzelliğe Dair ve Çirkinliğe Dair’i okuyanlar bilir, güzellik anlayışının ne şekilde evrildiğini. Zamanında doğurkanlık önemli bir kriterken ve haliyle gürbüz memeli, görkemli kalçalı kadınlar güzel sayılırken, bu anlayış bambaşka bir yöne doğru ilerliyor. Güzel oğlan kavramından yola çıkan bir güzellik anlayışı mübah artık. Michelangelo’nun** erkek heykelleri ile kadın heykellerini karşılaştırın reca edeceğim!!!! Hele o Floransa’daki Davud heykeli yok mu!!! Bence Roma’daki Musa heykelinden bile taş! (Espiri yaptım hehehehe) Michelangelo ağbimiz kadınları nasıl görüyor, erkekleri nasıl durumu anlarsınız. Bakıyorsun aşırı kaslı, neredeyse erkeksi kadınlar seksi bulunuyor bir kısım tarafından. Ki aşırı kas demek; doğurganlık hormonunun yerinde yeller esmesi ve dahi adet problemleri yaşanması demek. Çok zayıf erkek sevmediği gibi, çok zayıf kadınları da çekici bulmayan bir kardeşinizim. Allah da beni böyle demode yaratmış. Ne edicen :) Yani ne alaka ama, sırf bu yüzden Kim Kardashian gibi ince belli ve geniş kalçalı ablaları seven erkekler gözüme daha bir erkek erkek gelmeye başladı. Yalan yok!

Evet konuyu saptırmayalım. Ne diyorduk. Tek sorunumuz ölümlü oluşumuzdu. Biri bize, yalandan bile olsa, ‘Ayy hiç değişmemişsin’ diyordu biz de mutlu oluyorduk.  Valla karşimmmm: Ben bu cümleyi hakaret addederim. İnsanlar değişir. 10 seneyi bırakın bazen bir saatte bile değişir. Tip mevzuunu geçiyorum. Zira hepten karşı olmasam da botox, dolgu gibi estetik işlemlerin b o k’unu çıkarmış, photoshop aplikasyonlarının en üst seviyesi ile çekilmiş fotoğraflarına karşılık koydukları eski fotoğraflarını dahi phoshop’layıp yayınlayanlara pek sempati duymuyorum. Canım yaa kimi kandırıyorsun? Kendini? Beni? Ebeni? E yüzyüze gelince ne olacak? Ru be ru hemhal olunca yani…

Sözün özüne dönersek: Ben değiştim. 10 senede hem fiziksel hem de manen büyük değişimler oldu hayatımda. Ve bu değişimler sayesinde iç varlığıma daha da yakınlaştım. Kendimi daha iyi tanıdım. Tanımaya da devam ediyorum. Tip mevzuuna gelince, yazar olmanın güzelliğe dair mesleki bir dayatması eskiden yoktu. (Bence) Güzel olan zaten güzeldi. Aslolan iyi yazıp yazmamasıydı. Lakin şimdilerde para baştacı olduğu için her sektör gibi maalesef yayıncılıkta da instagram’daki takipçi sayısına bakılarak kitapları basılan yazarlar var. Açıkçası benim okuma anlayış ve disiplinimin çok dışındalar. Ancak bir nesil bu ucuz işleri okuyarak hayatı tanımlıyor. Hangi kitapları okudun diye sorduğunuzda da verilen örnekler bu veçhede. Naçizane tavsiyem, kesinlikle klasiklerin okunması ve okutulması yönünde. Yoksa bu sığlık hayatımızın her yanını habis bir ur gibi saracak. (Madam Rottenmeier Diary:)

Kendimi kutluyorum. Konu nereden nereye geldi yine. Ne diyordum: 10 senelik meydan okuma… Aaa hiç değişmemişsin olayı. Değişim iyidir kardeşim. Bunu bilir bunu söylerim. Konfor alanları insanlara bir tutam huzur verse de, uyuşturur da! Yani kıpraşmak ve silkelenip kendine gelmek için bazen de ayağınızın altındaki sağlam zeminin çekilip alınması gerekir. Öte yandan olaya bilimsel açıdan bakarsak, geri dönüşümlü polyester 10 sene önce yoktu. Artık var ve doğayı daha az kirleteceğiz. Elimizdeki telefonlar kim bilirr daha nasıl evrilecek. Ayın karanlık tarafına insanlı uydu gönderen Çinliler 10 sene önce 10 sene sonra yapsalar kimbilir neler göreceğiz. Hehehhehehe… Kafa gitti yine!!!

Bugün 21 Ocak benim doğum günüm. Bir yaş daha alırken, ki insan her sene bir yaş almaz, bazı seneler beş yaş alır büyür bazen de yaş alsa da yerinde sayar kafa olarak, kendime notlarım var. Sizinle de paylaşayım. Bunlardan en önemlisi zamanımı üretmek adına doğru kullanmak. Gereksiz şeyler, gereksiz insan ve olaylarla boşu boşuna harcamamak. Daha çok üretirken daha çok gezmek görmek. İnsanları doğru çekmecelere koymak ve hak etmedikleri sürece o çekmecelerdeki yerlerini değiştirmemek ve ve en önemlisi bunları yaparken kalp kırmamak, hak yememek, adil olmak… Şemsi Tebrizi diyor ya hani: Bir şey yap, güzel olsun. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz. Beceremez misin? Öyleyse güzel bir şeye başla. Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü her insan ölecek yaşta.. Hayatıma girmiş girecek herkese, mümkün mertebe, böyle şefkatle yaklaşabilmek. Ve daha önemlisi: 10 sene sonra bir gün geriye dönüp bu yazıyı okuduğumda, aa ne çok şey değişmiş hayatımda ve iyi ki de değişmiş diyebilmek. Ki muhtemelen tipim de bayaaaaaa bi değişmiş olur. Yani 2029’da 2019’a ait bir foto koyarsam karşılaştırmalı, ooo cicim köprünün altında çook sular akmış, demenizde de yazmanızda da hiçbir sakınca yok. Belki de sular taşmış üstünden bile geçmiştir. Hayat bu. Bakın rahmetli Metin Altıok  ‘Kanadı Kırık Bir Akşam’  şiirinde ne yazmış.***

 

Yarın farklıdır bugünden,
Adı değişir hiç olmazsa.
Kara bir suyu
Geçiyoruz şimdilerde,
Basarak yosunlu taşlara.
Sen bugünden yarına,
Birazcık umut sakla.. !

 sağolsun google’cım da unutmamış doğum günümü🙈

**http://tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&kelime=köprünün%20(veya%20köprülerin)%20altından%20çok%20su%20(veya%20sular)%20aktı%20(veya%20geçti)&cesit=4&guid=TDK.GTS.5c4512c404af73.63911292

 

**https://seyler.eksisozluk.com/gorenlerin-agzini-acik-birakan-michelangelo-saheseri-davut-heykeli

 

KANADI KIRIK BİR AKŞAM***

Gün bitti lambayı hazırla;

Işık kalmadı girecek odamıza.

Çek perdeleri sevdiceğim;

Kanadı kırık bir akşam

Zonkluyor durmadan dışarıda.

 

Sen bugünden yarına

Birazcık umut sakla.

 

Yarın farklıdır bugünden,

Adı değişir hiç olmazsa.

Kara bir suyu

Geçiyoruz şimdilerde

Basarak yosunlu taşlara.

 

Sen bugünden yarına

Birazcık umut sakla.

 

Gün bitti sevdiceğim;

Geriye kalan posa.

Bu serin güz akşamında

Geç otur karşıma sessizce,

Devam et ördüğün hırkaya.

 

(Toplu Şiirler, Metin Altıok, s. 215, Kırmızı Yayınları, İstanbul, 2010)

 

 

Reklamlar

About Vildan Çetin

instagram: _vildancetin_ beynelhayat velmemat... writer; published 2 books from sacred life trilogy: the origin, the voice. trtcocuk cartoon serial ciciki's script&jingle, tik&tak cartoon series, neşeliçocuklar youtube, advertiser, brand strategist, content developer, youtuber, documentary
Bu yazı taze diş macunu içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s