Maalesefli Bir Kaş Problemi ya da Korkunun Kokusu!

1- Maalesefli Bir Kaş Problemi

(Bu başlık dil hususundaki nezih bilgilerimden faydalanmak isteyenlere)

2- Korkunun Kokusu

(Bu başlık da, biraz gülmek isteyen ve dahası; traji-komik hikaye sevenlere)

Ruh haline göre yazının başlığını seçme işini siz cânım okuyucularıma bırakarak….

Yolda gördüğüm nice güzel ve fakat iğrenç kaşlı kadına ağıt niteliğinde: 1 nesil Türk kadınının (az daha ben de dahil oluyordumJ) dövmedir, dövmenin başka bir çeşidi kıl tekniği/microblading’dir boyatmaları ile kaşlarını nasıl b.o.k ettiğini mi yazsam acaba; kendi  kaş dövmesi hikayemden…. derken, yok dedim daha acil mevzuular var. Taaa 1800’lerde Gaspıralı İsmail’den beri ‘Dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik’… diyoruz ya hani! Ve bu düsturla yollarımızı aydınlatan büyük büyük atalarımızın çabaları sayesinde, taa 1840’larda Rusya’da yaşayan Türk kadınlarının okuma oranı Rus kadınlarınlarından fazlaymış ya hani!.. Şimdi Türkiye’ye bakınca bu okuryazarlar: Neredeee haniii… Hiiiiiiiii…. Hani? (Neco’dan gelsin. Arada nostalji de olsun.)

Evet cânım ve pek sabırlı okuyucularım: Geldik 2018’e! Bırakın dandik okul mezunlarını, Robert Kolejli Pınar Sabancı’dan Saint Benoit’lı Hacı Sabancı’ya, Bayrampaşa’nın bıçkın delikanlısı Arda Turan’ın sosyetik karısı Aslıhan Doğan’dan, bilmem ne magazincileri instagram sayfasından, dolgudur botoks’dur yaptırmazsanız darılırım ve tabii ki kocam Reha’ya gelmezseniz de hatırım kalır, ha unutmadan; penye t-shirt, kazak, kot falan yaptım ve son derece fahiş fiyatlarla satıyorum onlardan da alın amaaa’cı Nur Bilen Yavuzer gibi yüzlerce sosyal alem minnoşuna kadar… Toplumun her kesiminden insanın maalesefi; malesef yazmasına!..  Ne demeli? Benim için üstünde düşünülmesi ve acil yazılması gereken meseleler de böyle şeyler oluyor işte! Ne yapalım, ne eylerse güzel eyleyen rabbim de beni böyle yaratmış :)

Aslında bir tık daha az mühim lakin pek eğlencelik meseleler de var tabii ki. Mesela kimilerinin instagram vaziyetleri: Belki daha sonra üşenmem de kafası bi’dünya bu arkadaşları yazarım… Yazının sonuna bu mevzuu ile ilgili teaser niteliğinde pek komikli bir post (Türkçe nasıl diyoglaaa) denk geldi, onu ekleyeceğim. Biraz da gülelim di mi (değil mi) ?

Maalesef konusuna dönersek: Canlarım bebelerim, orada ‘a’ iki adet: Şöyle ki: 1, ki 2… Maal-esef Arapça bir kelime. Esef var ya hani, ondan türetilmiş. Ne yapıyormuşuz. Maalesef yazarken elimizi korkak alıştırmıyor, 2 aa boca ediyormuşuz, m harfinden sonra.

Aslına bakacak olursanız, kabızlaşmış bir problem olarak: Ki ve de/da eklerini yalan yanlış kullananları ve dahi bunlar arasında, edebi değeri olmasa da basılı kitapları bile olan şuursuzları özel olarak yazmak lazım da! Onlar zaten mimlenmiş durumda. Mimlemeye de devam ediyoruz. Rica edeceğim, ortaokul seviyesinde bir Türkçe bilgisi ile hallolacak bu konular neden hala hallolmuyor, bir bilen varsa anlatsın? Hilafsız herkes Şeyma Subaşı’nın tüm hayatını ezbere bilmeye ve izlemelere doyamıyorken neden 2 dakika bu mevzuuya vakit ayırmıyor ve sonra da ‘ay biz neden böleeeee bi ülke olduk!’ diye atıp tutmalar dost meclislerinde baştacı ediliyor, bir bilen varsa onu da anlatsın.

Madem bu bloğu okuyorsunuz. Hizmette katiyen sınır tanımadığımı da biliyor olmalısınız. Bu da onlardan biri. Şimdi basit bir kaç ‘de-da’ eki nerede ayrı kullanılır kullanılmaz tüyosu vereceğim. Sonra hemen bu başöğretmen havalarını bırakacağım: Söz :)

Örnek1:

Yemekte turşu da var….

Kaldır oradan ‘de-da’ ekini:

Yemekte turşu var.

Cümle yapısı değişti mi? Hayır.

O halde: AYRI

Örnek 2:

Sen de alıp başını gitme ne olur!

Kaldır de-da ekini.

Sen alıp başını gitme ne olur!

Cümle değişti mi? Evet.

O halde yine ayrı. Aa neden ama demeyin. Hemen açıklıyorum :)

Zira oradaki : De, dahi anlamında… Yani zaten birileri daha önce gitmiş, adamı sinir stres etmiş, bir de sen gitme, diye bağırınıyor kişi!

Örnek 3:

Sen te amma biliyorsun be karşim!!!

Evet haklısınız.

Doğru yazdınız. Lakin, te-ta  diye bir bağlaç yok.

De ve da var.

Yine yanıldız.

Örnek 4:

Annemlerde olanlar beni çok üzmüştü.

Kaldır de’yi  oradan:

Annemler olanlar beni çok üzmüştü.

Olmadı değil mi?

Ne diyor yahu cümlede anlaşılmıyor, değil mi?

De-da ayrı yazılınca anlam çöp ise:

Hemen BİTİŞTİRİLE!

Ki meselesi daha da vahim! Cidden! Onu da kendiniz öğreniniz rica edeceğim. Zira çitlenbiğim kuzim Aysel’e söz verdiğim bir konuda yazacağım.

Başlığı ‘KORKUNUN KOKUSU’

Yeminle, Allah şahidim olsun: Elle tutulmasa da gözle görülmese de bazı duyguların/şeylerin kokusu var. Korkunun kokusunu nereden biliyorsun, diye soranlarınız ve hatta ‘Hee köpekler hissediyor onu. Ve hissettiği anda da ayağınıza dişlerini geçiriveriyor. Ha bir de o koku falan değil bi’hormon adı da adrenalin. Korku sırasında oluşan değişiklikleri beyin algılıyo, sonracığıma hipofiz bezi yusuf yusuf bu hormonu salgılıyo’ diyen çok bilmişler var tabii. Ben de bir bilmişlik yapayım o halde: Bazı bilim insanlarına göre, beyin bu hormonu salgıladığı sırada yaşadığı olayları asla unutmuyormuş. Soğuk duş almak da benzer bir etki yaratıyormuş. Hani sınav, sunum, gösteri gibi unutmamanız gereken önemli bir şeyiniz varsa soğuk bir duş, ilaç gibi gelirmiş.!!! Diim de bi’işe yarayayım…

Lakin: Ben onu pek demiyorum. Yani anlatacağım konu adrenalinle alakalı mı ondan tam emin değilim aslında. Yani belki diyorumdur da tam anlamıyla öyle değildir. Şöyledir ki:…..

Ee nasıl? Durun gitmeyin. En iyisi uzatmadan yaşadığım olayı yazayım, siz karar verin. Eğlenceli de yazacağım şey demedi demeyin yani :)

Evli ve iki çocuklu olduğu halde, rahmetli eski eşimle tıngırdamalara (yani vermelere/azmalara) doyamayan ablayı bilen biliyor. E kod adlı bu ablamız, aynen tahmin ettiğim usül ve çirkeflikte bizim rahmetli ile düşüp kalkarken ne ara becerdiğini şahsen çözemediğim bir şekilde 3. koca adayını kafakola almıştı bile. Yani boru değil: 3 senede, önce çocuklarının babasına boynuzu çak, sonracığıma boşan, milleti de boşat, baktın boşattığın mal istediğin kıvamda bir mal değil, yeni birini bul, evlenmeye ikna et, sosyal medyanı aç, türlü görgüsüzlüklerini çarşaf çarşaf millete göstermeye utanma, bir de bunları şahane bir yetenek falan san! Anlatacağım olayın girişi  kısaca böyle.

Aslında kimine göre abla başarılı bile bulunabilir. 2 çocukla 3 senede 3 adam! Gönlü geniş oluyor kimilerinin! Hehehehehe!!! Yani evet. Orası da öyle ama bizim cenahta bu tip yeteneklendirmeler para etmiyor o ayrı! Neyse konuya dönelim :)

Olay bu kadınla ilgili.

Geçen sene dişim kendi kendini imha ettiğinden ve artık mecbur olduğumdan Etiler Sistem Kliniği’nde tedavime başlandı. Epi topu bir diş yapılacak. Te Allaaaam ya öyle titizler ki, sürekli gidip geliyorum. Neyse işlemin sonuna geldik, geçici dişi taktılar. Bu taa doğum günüm  21 Ocak sonrasını buldu tabii ki! Cânım ahretliğim Şehnaz sahnede olduğundan doğumgünüme gelememiş, ganimetim hediyemi de verememişti. Üşenmemiş dişçiye getirdi. Ben de bazı hediyeleri değiştireceğim falan, bir kız arkadaşımı da uzun süredir görmüyorum, özleşmişiz ‘Haydi dişçi çıkışı Akmerkez’de buluşalım’ dedik. Bu arada nasıl açım ki bilen bilir ben zaten hep açım :) Fakat doktor dedi ki yarım saat bir şey yeme sakın. Neyse bu sürede değişimleri yaptım falan derken arkadaşım aradı. Ben geldim nereye oturayım diye soruyor. Canım da deli gibi pizza çekiyor. Hamile olsam düşüreceğim. Ona bu pek önemli derdimi açınca, ay Serafina’ya gidelim dedi, fırınları taaa İtalya’dan geldi, şahane pizza yapıyorlar. Hemen geliyorum dedim.

Bu arada, uzun süredir alışveriş boykotunda olduğum için, elde o tatlış markaların torbaları ile salına salına yürüme zevkini de unutmuşum. Onu hatırlamış olarak ve annemin hediye ettiği kırmızı mantomun içinde  salınırken kendimi son derece beğenerek Serafina’ya girdim. Ay aman da aman, benim hem pek havalı, hem sarışın, hem de düşünceli arkadaşım da bana hediye almamış mı! Ağzım kulaklarımda, torbalarım pek cici yanımda, öpüş koklaş yerimize oturduk. Hemen pizzaları sipariş ettik. Ohh canımıza değsin diye de 1 şişe Sarafin füme blanc 2015 ısmarladık mı!!! Kikir kikir pek mutluyuz.

Ana! Bu içeri girdi. Kadını da ilk defa yakından, filtresiz, rotüşsüz görüyorum. Aynen tahmin ettiğim gibi. Hahahhaahah… Hem cüce, hem full estetikli (diş, kaş, göz, dudak, meme… liste uzun) hem de botoks diyarlarında coşulmuş. Hem de cilt sigara içmekten sarı siyah bir renk almış. Güya kadının güzellik salonu var. O tiple, hangi zavallı ruh halindeki ablaları kafalayıp müşteri yapıyorsa! Yazık la hepsine :) Nasıl da kıro anlatamam. (Kıro kelimesini sevmiyorum kullanmayı ama zevksiz desem az gelecek! Özenti yarım doz olacak.)

Neyse, bu beni ilkin görmedi, taze avı koca namzeti ile oturdular. Adamcağız belli yeni düşmüş. Belli ki orta sınıftan yükselmeye aday, sade sakin biri. Bu sırnaşık aç bulduysa, kesin parası ya da bir numarası vardır. Zira bu cinslerin yemi suyu gibi aşkı da parayla çalışır. Adam belli ki her şeyden habersiz saf, öyle duruyor. Bu E beni gördü! Şok şok şok şok tabi. Hahahahahahahh… Kalkıp desem ki: Adam adammm senin yanındaki bu kaşar mal var ya, başkasıyla evliyken evime geldi, kocamla yattı… Kılı kıpırdamadı. Allah çarpar demedi. Karmadan ödü patlamadı. Baktı onda bir numara yok sana zıpladı. Kaç kurtul zaman varken…

Ama demem! Der miyim! Herkesin maçı kendine ZOR! Hahahaha… Komikliyim cidden. Ne diyordum; Kenarın sınıf atlamacı mal ablası beni görür görmez havada o koku peydah oldu! Yeminle… Burnumun direği kırılacak neredeyse. Foşşşş diye havaya boşalttı resmen sıçmıklı kokusunu. Muhtemelen arayıp beni kurtarın, kadın burada falan demiştir. 10 dakika geçmedi,  bunun aynı mallık düzeyindeki iki arkadaşı koştura koştura geldi. Attıra attıra bir gelişleri var; o başka bir yazı konusu olur. Amanın; bu yeni gelen sahte sarışın tipsizler de leş gibi korku kokmuyor mu!!!! Hahahahah… Kadın beni tanısa, sırf üşengeçlikten ayağa kalkmayacağımı, o kelimeleri bir araya getirmeyeceğimi ama bir gün bu hikayeyi kesin yazacağımı ve dahi, o maldan yani rahmetliden (ölmedi yaşıyor. hemen ölü adam hakkında bu ne biçim yazı demeyin) beni kurtardığı için aslında teşekkür bile edeceğimi, hatta masalarını şampanyalara boğacağımı bilmiyor tabii ki!!! Yazarken bile gülüyorum o sahneyi. Seyretmesi çok zevkliydi bea!!! Böyle sandalyene daha bir keyifle yayılırsın falan, elinde kadeh, pizzanı kıtlıyorsun: Onlar orada panik içinde, en kısa zamanda uzamak için binbir yalan uyduruyor. Bildiğin film sahnesi. Falan!!!

Hahahaha… :) :) :)

Sonra düşündüm. Evet korku gibi daha bir sürü hissin kokusu vardı. Mesela fakirliğin, mesela yaşlanan bir ruhun, mesela başarının, mesela sadakatin, mesela iyi bir kalbin… Ve aslında bu bir kokudan çok kadim kitaplardan Kybalion – Yedi Kozmik Yasa’da ‘Antik Yunan ve Hermetik Felsefesi anlatılırken detaylı bir şekilde izah edilen titreşim felsefesi ile ilgiliydi! 3. Tekamül prensibi olan titreşim prensibinde: Enerji, zihin, hatta ruhun çeşitli tezahürleri arasındaki farkların büyük ölçüde farklı titreşim oranlarına bağlı olduğu açıklanıyordu. Özetle bu prensip: Hiçbir şey durmaz, her şey hareket eder, her şey titreşir, diyordu bize.

Evet bizler hangi halde olursak olalım titreşiyor ve havaya titreşim seviyemizle ilgili bir his bırakıyorduk. Ve aslında herkes, merkezde aynı yaratan kanalıyla titreştiğinden, karşısındakinin titreştiği kanalı biliyor ve hissediyordu. Ve nebii soyundan değilse, evet herkes bir şeylerden korkuyor ve ona göre bir rezonansta titreşiyordu. Kimi yılandan, kimi parasızlıktan, kimi başarısızlıktan, kimi yaşlanmaktan, kimi aldatılmaktan… Korkular çeşit çeşitti. Ancakkkk bence, bu titreşimlerin hepsinden, biraz önce bahsettiğim korku tipindeki titreşimin bir farkı var: Suçlu olmak. Masumiyetini kaybetmek.

Anladığım kadarıyla masum ne kadar korkarsa korksun, yeni kesilmiş çimen, henüz dinmiş yağmur, havlu aralarına konmuş beyaz sabun ve dahi Chanel Coco Mademoiselle gibi kokuyordu :) Üçkağıtçı, yalancı, egosantrik, hep kendini düşünerek hareket eden ve hatta yapıp ettiği kötülüklere şahane bahaneler bulup tatlış iyilik perisi havalarında ortada dolananlar da hem birbirine benziyor, hem de birbirleri gibi titreşirken o adını koyamadığınız nahoş kokuları salıyorlardı ortama.

Bu naçizane fikrimi, bir vesile ile cânım çitlenbiğim Aysel’e İzmir’de anlatmıştım. Bu anlattığın olayı yazacak mısın, diye tatlı tatlı sorunca boş bulunup; bilmem belki yazarım, deyince, ne olur söz ver benim için yaz dedi… Ay söz vermez olaydım. İzmir’den geldiğimden beri kabus gibi tepemde. Canımı yiyor yaz da yaz! O kadar iş güç var. Sokağa adım atacak vakit yok. Hem de kim okuyacaksa artık! Şaka gibi: Yazdın mı diye soracak korkusundan whatsup’ı açamıyordum. Ve bir gece yarısı gelen ilhamla yazdım. İnsan sözünü tutunca nasıl da rahatlıyordu. Kesin bu duygunun da bir hormonu, kadim bir açıklaması vardır. Çok baymayayım diye oraya girmiyorum.

Yaa işte böyle!.. Yazarım icabında!

Not1:

İzin verirseniz son notumu da Kybalion’dan bırakayım: Üstadın silahı küstah inkar değil, dönüşümdür.

Not2:

1982 yılında Eurovision’da yarıştığımız, Neco’nun ‘Nerde hani’ adlı güzide ve pek eğlenceli şarkısını da buraya ekliyorum. Eğlenceli şarkı valla. Eskiden daha komikli bir ülke miymişiz ne!? Nerdeee haniii… Hiii haniiii :)

Pek Derin Ruhlu İnstagram Avcılarına İthafen: Flört, flört, flört... DM dm dm... Onu takip et. Bunu bırak. Sığlık derecesi bataklık.... Pek Derin Ruhlu İnstagram Avcılarına İthafen: Flört, flört, flört… DM dm dm… Onu takip et. Bunu bırak. Sığlık derecesi magma. Ruh hali bataklık….
Prof. Dr. Mehmet Kanar, Kanar Osmanlı Türkçesi Sözlüğü Prof. Dr. Mehmet Kanar, Kanar Osmanlı Türkçesi Sözlüğü

Prof. Dr. Mehmet Kanar, Kanar Osmanlı Türkçesi Sözlüğü, sf: 1959, Say yayınları

Arda Turan, Berkay’ın karısına asılmış. Sonra da burnunu kırmış. Sonra ‘aa bilmiyodum’diye özür dilemiş. Onun karısı Aslıhan da bunu yayınlamış maalesef! Hahaha… Hayalet Avcıları gibi Maalesef Avcısı olacağım ben de!

* Neco’dan geliyor: Nerdeee haniiii… Hi? Haniii :)

ttps://youtu.be/egp-Dj4jJn8

İleri kaş dövmesi teknikleri:) Terliğimi getirin bana!

Reklamlar

About Vildan Çetin

instagram: _vildancetin_ beynelhayat velmemat... writer; published 2 books from sacred life trilogy: the origin, the voice. trtcocuk cartoon serial ciciki's script&jingle, tik&tak cartoon series, neşeliçocuklar youtube, advertiser, brand strategist, content developer, youtuber, documentary
Bu yazı taze diş macunu içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s