Huzur Veren Sesler!

Pıtır pıtır yağan yağmur…

Mırlayan kedi…

Agulayan bebek…

Efil efil esen rüzgarın yapraklarda çıkardığı hışırtı…

Şırıl şırıl akan mini bi’derecik…

Çıtır çıtır yanan ateş…

Sakin kıvrımlarla kıyıya vuran beyaz köpüklü dalgalar…

Ay ayy ayyy… Yazarken bile içim geçiyor. Uyku bastırıyor. Zızzzzzzz…

Bunlara ‘Beyaz Gürültü-White Noise-Peacefull Sounds’ deniyor. Uykuya dalamayanlara, işten güçten dolardan euro’dan bayanlara, aşkısına nedensiz dalanlara falan iyi geldiği bilimsel olarak kanıtlanan ve nedeni halen araştırılan sesler bunlar.  Pekiiiiiiyi: Huzur veren bu gibi sesler arasında, çalışan bulaşık makinasını da sayanlar?.. Size de merabaaaa canlarım:) Demiştim ama çaresizce (deva napezir) hastayım diye, değil mi?

Allahtan biliyorum ki; yalnız değilim şu fani dünyada! Neden mi? 2000’li yılların başlarında araştırılmaya başlanan ASMR* diye bir şey var da ondan: Sürüngen Beyin Durumu yani. İngilizcesi: Autonomous Sensory Meridian Response. Yüksek Düzey Odunum Duyusal Tepki demek oluyor kendileri. Bazı düşük ve sabit düzeydeki seslere, insan beyni, dolayısıyla vücudunun da verdiği tepkiye… Yani kısacası: Beyin fonksiyonlarını rahatlatan bazı seslere verilen ortak ad ASMR. Benim verdiğim ad ise: Beyinsel Orgazm. Hehehe… Beynimize de yazık di mi? (değil mi) 7/24 durmaksızın çalış, çalış. Tam uyucaksın (uyuyacaksın), iki dakikalık keyiften mahrum kal. Neyse…

ASMR videolarında normalde dikkatimizi çekmeyen: Saç kesme, gong, zemin tıklaması,  kağıt yırtma ve kutu açma gibi seslerin üstüne tetikleyici olarak fısıldama, akustik sesler de ekleniyor ve böyle kullanılıyor. Ayy içim gıcıklandı, avucum karıncalandı, içim bi’tuhaf oldu dersiniz ya hani! Onları hissettiren işte tam da bu sesler oluyooo cancağızlarım. Youtube bu tarz video kaynıyor. Gal Godot, Carla Delevingne, Margo Robbie, Kate Huston… kimler kimler bu konuda video yapmış: Şaşarsınız! Hemen şaşırmak isteyenlere linki yazının sonunda vereceğim**. Amma velakin konumuz bu değil. Fakat böyle motor takmış gibi yazarken nasıl da dağıtıyorum mevzuuyu: Tebrik ederim kendimi.

Konumuz şu:

Bir iş var, onu düzeltmem lazım. Acilen. Hemen. Şu anda. Zira dün gece için göndereceğim demiştim. Fakat ben ne yapıyorum? Koltuğa uzanmış, huşu içinde düzenli aralıklarla aynı sesi çıkararak çalışan bulaşık makinasını dinliyorum. Bu sesin bana her şeyin yolunda gittiği hissini vermesi sizce normal mi? Yoksa cidden vaka olarak ağır bir seyire doğru ilerlediğimin göstergelerinden mi? Ha bir de sanki evde bilgisayarım yokmuş gibi minicik telefonun notlar kısmına bu yazıyı yazıyorum ya; o ayrı bir ağır vaka komedisi.  Şimdi yazarken aklıma geldi: Ağır kelimesini seviyorum galiba! Heee saçmalıcam yine… Tamam okumayın bundan sonrasını. Zorla mı yani?! Hem belki birazdan şahane bilgiler veririm. Diyelim ki,  TV’de bilgi yarışmasındasınız. Herkes seyrediyor: Herkessssss!!!! Ve son sorudasınız . Bildiğiniz anda 500 milyon usd cepte. Soru şu: Medine’nin İslamiyetin ortaya çıkışından önceki adı nedir?*** Üstelik bir önceki soru da Osmanlı İmparatorluğu’nun en kuzeyindeki kalesinin adıydı.**** Ve siz bu yarışmayı, sırf benim bloğumu okuduğunuz için, yazımı okumayı ortasında bırakmadığınız için kazanabilirdiniz. Ama ne yaptınız. Hızlı davrandınız. Okumayı bıraktınız. Yazımın üstünüzde yaratacağı o müthiş katkıyı anlamak için kendinize zaman tanımadınız, işi ağırdan almadınız. Neyse…  Şans işte! 500 milyon usd az para değil :) Yani…

Tamamm tamam üzülmeyin hemen. Soruların cevaplarını yazının sonunda vericem (vereceğim). Ama siz de hızlı karar vermeyin. Bi’durun di mi? (Değil mi) Yani can okuyucularım, minnoşlarım: Ağırdan almak, karar alırken eğrisini doğrusunu düşünmek iyidir, demek istiyorum. Mesela yazarken de ağırdan almak gerekir. İşin sırrı budur. Ha bi: Proust, Faulkner, Atay, Karasu, Tanpınar, Dostoyevski kıvamındaysanız o ayrı! Örneğin bendeniz cennet kuşu, 3. kitabım AMA’yı kaç senede bitirdim? 2011-2018= 7… En sevdiğim rakamlardan olduğunu da ayrıca belirteyim. Hafta 7 gündür. Dünyanın 7 harikası, gökkuşağında 7 renk vardır. Tüm dünyaya yayılmış gizemli kapılar 7 tanedir. Kabe 7 kez tavaf edilir. Dünya 7 günde yaratılmıştır. Yüzde açık 7 nokta ve vücudumuzda 7 çakra vardır. Pamuk Prensesin 7 cücesi (7 gezegeni temsilen), veee de Hürmüz’ün bile 7 kocası vardır. Türklerin kutsal sayıları da: 3, 4, (4 deyince yine aklıma bişi geldi ama neyse :)) 5, 7 ve 9’dur. Uzatırım da bu sayı mevzuunu, hassas ve zamanı dar cânım okuyanlarımı daha fazla sıkmayayım! Di mi…

Neyse efenim bazı işlerde ağırdan almak, zaruridir. Hayat kurtarıcıdır. Reklam yazarlığına ilk başladığım zamanlarda, üstatlardan rahmetli Ege Ernart ile çalışma fırsatı bulmuştum. O zamanki yaratıcı yönetmenimiz de en sevdiğim şair takımından Vural Bahadır Bayrıl’dı ve ben ona Baa diyordum. Sonracığıma: Baa’nın ajansta olmadığı gün, bir metni son onayı için Ege ağabeye götürmüştüm. Rahmetli o zamanlar çok hastaydı. Ajansa nadiren gelirdi. Neyse. Metni okudu. Cool adamdı vesselam. Şahane biri. Kafası hep genç olanlardan. Muzip bakışlı gözlerini kırpıştırarak kafasını kaldırdı. Gülümsedi. En sakin ses tonuyla ‘Vaktin mi yoktu? Uzun yazmışsın’ dedi. Feci bozulmuştum. Ne yani, ben reklam yazarlarının en süperi, geleceğin elmas taçlı yaratıcı yönetmen adayı bennnnn: Uzun mu yazmıştım cidden! Ve kırdım dizimi, oturdum; metni tekrar yazdım. Üçte bir kısalttım. Ege Ağabeye götürdüm. Afferin şimdi olmuş, deyince yüzümdeki o zafer ifadesi! Allaaammm yaa, ne güzel günlermiş. Anton Çehov da: “Vaktim olsaydı daha kısa yazardım.” dediğine göre…. Böyle böyle derslerden dolayı, yazdıklarımı silmekten hiç çekinmem. Lafı nereye getireceğim: Kök ve Ses’ten sonra gelen üçlemenin son kitabı ‘Ama’nın neden bu kadar vaktimi aldığına. Hoş ilk iki kitabı da 10 senede falan yazmıştım ya neyse. Allahtan yazarak hayatımı geçindiriyorum da araya iş için de olsa yaratıcılıkla ilgili pek çok ürün giriyor.

Neyse: Kök’ü okusaydınız bilir, tanır ve belki de severdiniz. Seveni olur mu o karakterlerin şüpheliyim ya… Ona da bir: Neyse nidası çıkararak yazıma devam edeyim. Efenim: Kök’ün karakterlerinden biri de Erdal’dır. Bence, olaylarda asla kilit rolü üstlenmeyen ancak, diğer karakterleri anlamak açısından varlığı ile akışın bel kemiğini destekleyen karakterlerden. İşte ben bu Erdal itini yazarken öyle zorlandım ki, anlatamammm! 2012-2013 yılında falan onunla ilgili bölüm bitmişti ancak, bir türlü istediğim hissi vermiyordu. Okudukça daha da beğenmemeye başlamıştım yazdığım ŞEYİ…. Ve bir gün o 40 sayfayı aldım çöpe attım. Rahatlamıştım. Erdal’ı sil baştan tekrar yazdım. Ağır gitti. Kıvamı bulana dek silmeye de yazmaya da doyamadım o şapşalı!  Diğer karakterlerden daha sulu, acınası, sığ, ezik Erdal canıma okudu yani sizin anlayacağınız. Metni hafifletirken, vermek istediğim ikircilikli hissi okuyucuya ağırlaştırmadan vermek… Böğkkkkkkkkklerceeee….

Yani ağırdan almak iyidir. Bu yüzden son derece memnunum sonuçtan. Konuyla alakasız ama: Aylar önceydi galiba biri bana ‘Ağır ol şampiyon’ demişti!.. Nedense o da aklıma geldi. Zira birine böyle ağır ol falan diye ayar verecekseniz, önce siz ayarlı ve ağır olacaksınız değil mi? İcabında kağıda bile uçmasın diye ağırlık konmuyor mu? Evdeki misafiri erken postalamak isteyen ev sahibine de ‘feci bir ağırlık’ çökmüyor mu? Ve hatta ağır olana molla denmiyor mu? Yani cicilerim, bazı kelimeler de ağırdır. Mideye oturur. Kullanırken azami dikkat gerektirir. Ahmet Haşim meşhur Merdiven***** şiirinde ne diyor? ‘Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…’

Eğer faziletiniz yoksa yaratınız, demiş, Enel Hakk dediği için ölüme yürüyen Hallac-ı Mansur belki duymuşsunuzdur. Bu konuda Mansur gibi düşünüyorum. Eğer, daha iyi olmak istiyorsan inatla, ısrarla, yılmadan çalışacaksın. Düşmek işin zaten olmazsa olmazı. Esas sınav nasıl kalktığın ve başarılı olduktan sonra nasıl davrandığındır, konulu bir yazı yazmıştım burada. Belki denk gelmişsinizdir. Mansur’un düşüncelerinden en çok etki­lendiği mutasavvıflardan hocası Cüneyd Bağdati, sahv yani beka hali ve temkin halini savunanların da öncülerinden. Kendini kaybetmenin tam zıttı olan, temkinli, kendinde, uyanık olma hali yani. Cüneyt Bağdati, “Her an uyanık değil, her an da fena içinde olmama hali” düşüncesinin öncülüğünü yapmış, bir zatı muhterem. Tasavvufta Fena hali ne demek unutanlar için hatırlatayım: Bütün hazlardan sıyrılıp hiçbir şeye karşı haz duymamaktır. Yazmak için bu iki hal arasında sallanmak şart bence. Ha, hangi halde ne kadar uzun kalırsınız orasını bilemem. Ben dengeye inanırım ve yukarıda yazdığım gibi sebatla çalışmaya. Ulu Proust bile yeteneğe %10, çalışmaya %90 verdiğine göre…

Yazmanın ağır bir işçilik olduğu konusuna, daha derinden bakmaya devam edersek: Fena ile sırt sırta  kullanılan bir kelime var: Beka! Üç ayrı manaya geliyor.

1-Mecazî olarak dünya ve başlangıcı ile sonu bulunmayan şeyler…

2- Önceden kesinlikle mevcut olmayan, sonradan var olan fakat hiçbir zaman fâni olmayacak olan varlıklar yani: Ahiret, Cennet, Cehennem gibi

3- Mevcudiyeti hiç yok olmamış olan ve asla yok olmayacak olan varlık demektir: Allah (cc) ve sıfatları gibi.

Ancak bekâ: Devam ve sebat etmek (Rahman, 55/27) ve de: Bir şeyden geri kalan iz, eser ve kalıntı (Hakka, 69/2; Bakara, 2/248) da demek.  (Diğer anlamlarını merak edenler için yazının sonuna koyuyorum link ile)****** Ben hepsine talibim efenim.

İşte böyleyken böyle… Evden burnunu çıkarmadan çalışmaya devam yani. Ha unutmadan: Tavada kavrulan soğanın, tahta kaşıkla ağır ağır çevrilirken pişmesini seyretmeyi de sevdiğimi söylemiş miydim? Hehehehe! Videoya bile çektim. Arada seyrediyorum desem.  Hizmette sinir tanımayan bendeniz, yazımın sonuna o videoyu da koyar mıyım acaba? Belki koyarım. Bi’bakın bakalım. Ben de işime geri döneyim.

Sabredip okuduğunuz için teşekkür ederim. Ciddiyim. Yazmayınca hayat çok sıkıcı zira.

Not:Dileklerimi sona koydum:

Umarım bu kez yayınevim batmaz. En ağır kelli felli olanlardan biri ile karşınıza çıkarım. Ve böylece: Dolayısı ile fazladan basılan kitaplarım yayınevinin borçları yüzünden, benden habersiz  haraç mezat toptan satılmaz. Bir de onları toplatmakla uğraşmak zorunda kalmam.

Süphaneke Amin:)

*http://www.milliyet.com.tr/asmr-videolarini-izlemek-beyne-iyi-teknoloji-haber-2695508/

**https://www.youtube.com/playlist?list=PLeV2Z0bkqSgs-Xhmf2hXv__3XoqR2SAlq

***Medine’nin ilk ismi: Yesrib

****Osmanlı İmparatorluğu’nun en kuzeydeki kalesi: Kanije! Ki rahmetli Necip Hablemitoğlu’nun kızlarından birinin adıdır da. Diğeri de Uyvar: En doğudaki kale.

*****MERDİVEN

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,

Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…

Sular sarardı… yüzün perde perde solmakta,

Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta…

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;

Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,

Sular mı yandı?

Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,

Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta…

Ahmet Haşim

******http://www.mehmetizzetaslin.com/?pnum=294&pt=N.%20T.%2014.%20Tasavvufta%20Fena%20ve%20Beka

-722″> I Love ASMR

not: videonun uzunu bende mevcut… dileyene eposta gönderebilirim:)

What is ASMR What is ASMR

About Vildan Çetin

instagram: _vildancetin_ beynelhayat velmemat... writer; published 2 books from sacred life trilogy: the origin, the voice. trtcocuk cartoon serial ciciki's script&jingle, tik&tak cartoon series, neşeliçocuklar youtube, advertiser, brand strategist, content developer, youtuber, documentary
Bu yazı taze diş macunu içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s