Oğlan bizim de… Ya kız ne olacak?

Özgür irade merakımı bilen bilir. Kimse kimseyi isteği dışında bir şeye zorlayamaz. Zorlamamalıdır. Lakin biliyoruz ki; bu iklimde zorlar. Kimi zorlanınca tıss sesi dahi çıkaramadan hemen uyumlanır. Hatta bakmışsınız, zorlandığı zamanları unutup kraldan çok kralcı olmuş, elde bayrak en ateşli savunucularından kesilmiş mevzuunun…. Bazen de, zorlanan ne kadar itiraz etse de, itiraz hakkı bir şekilde baştan elinden alındığı için, her harekete geçtiğinde ya da geçmeye teşebbüs ettiğinde kıçının üstüne oturtuverilir… İnadı sürdürürse, sebil gibi örneğini gördüğümüz türlü şekillerden biri ile işi bitirilir. (Bknz: Erkeklerle konuştuğu için, daha 16 yaşındayken dedesi ve babası tarafından diri diri toprağa gömülen Medine Memi!)

Konuya erkek-kadın ayrımcılığı açısından bakacağım: 9 yaşındaki bir çocuğun özgür iradesinin olamayacağı hususunda sanırım hepimiz hemfikiriz. Kendimizden de biliriz ki; ergenliğe kadar çocuklarının yönetimini elinde tutan aileler, onları istedikleri gibi yoğurur, yönlendirir, sever, ezer, biçer, geçer… Çocuklar aileleri tarafında nasıl bir hayat anlayışı ile yetiştiriliyorlarsa, mini bir sapma ihtimali baki olarak, ileriki hayatlarında da bu paralelde ilerlerler. Demem o ki, özgür irade sosyo ekonomik ve çevresel faktörler eşliğinde öğrenilmiş şartlı refleks ve tutumlarla çerçeveli bir sınırdan ibarettir aslında. Öyle ya da böyle, zihniyeti ne olursa olsun, kişi belirli bir olgunluğa eriştiğinde yani reşit olduğunda, hayatını idame edişinde ve kararlarında kendi çerçevesi dahilinde özgür olmalıdır. Başka canlılara zarar vermedikçe ve haklarını ihlal etmedikçe özgür irade esastır: Kapalı, türbanlı, kara çarşaflı, eşarplı, mintanlı, fistanlı, şalvarlı, her türlü açık, dövmeli, dövmesiz, sakallı, değirmi sakallı, sakalsız, saçı boyalı: mor-sarı-yeşil dahil, boyasız saçlı… Uzar gider özgürlüğün şeklen göstergeleri… Ama iş, daha bebe yaşındaki çocukların zihnine, kadın-erkek ayrımcılığını beton çivilerle mıhlayan ve en büyük hasarı veren ayrımcı yaklaşımlara gelince, orada duralım derim. Hele bu, bir parti argümanının devlet eliyle planlanan aciz bir uygulamasıysa…

Daha bebe yaşındaki çocukların zihnini, cinsel nesneler olarak kodlayan ve kadın-erkek ayrımcılığının tohumlarını atan zihniyeti bu açıdan kınıyorum! Neden erkek çocuklarının taaaaaa mevta olana dek ne giydiğine kimse takılmıyor? İki kardeş düşünün, ikiz olsunlar ve okulda aynı sınıftalar. Ama kız 9 yaşına gelince ailesi başını kapatıp okula gönderiyor. Sanıyor musunuz ki ileride eşit olabilecekler? Erkek kadını kendinden aşağı ve kendine hizmet etmek için yaratılmış bir varlık olarak görmeyecek. Görecek ve tabii ki de öyle davranacak… Çünkü bunun temelleri bugün atılıyor. 18 yaşına geldiklerinde, aynı okullara gidip aynı eğitimi alsalar da, kardeşler yemek masasında otururken, unutulan tuzu getiren, kız tarafı olacaktır. Örneğim basit mi geldi? Unutmayalım ki, eziyet basitten başlar! Bu saatten sonra Türkiye’de, geri dönülmez bir şekilde kadın-erkek eşitliğinin dibine kibrit suyu dökülmüştür. Böyle giderse, 10-15 sene sonra kadın cinayetleri, deliren kadınlar ve çocuk gelinlerin sayısındaki artışa birlikte tühleniriz. Oğlanlar bizim de, kızlara ne olacak seyreyleriz.

******

Aklı başında kurumlar tabii ki bu konuda yine sessiz kalmadılar. Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği, “Soyut bir konu olan dinin ve dini kavramların 10-18 yaş aralığındaki çocuklar tarafından özümsenmesi ve kendi yaşamlarıyla ilgili kararları vermeleri beklenemez. Bu bağlamda 10 yaşındaki bir çocuğun baş örtmeye karar vermesi kendi özgür düşüncesiyle aldığı bir karar olamayacaktır” açıklaması yaptı.

Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği de yazılı bir bildiri yayınladı. Ortaöğretim çağı çocuğu baş örtmenin soyut dini gerekçelerini henüz tam olarak kavrayamayacağının, ailesi ve/veya okulundaki erişkinlerin etkisi altında kalarak başörtme gerekçelerini benimsemek zorunda kalacağının vurgulandığı açıklamada, “Günah kavramı çocukların gelişim düzeylerindeki soyut algılama özellikleri kapsamında doğrudan suç işlemeyle ve suçluluk duygusuyla ilişkilendirilen bir kavramdır ve günah işlememek için başlarını örtmek zorunda kalmaları, bunu yapmazlarsa kendilerini her an suç işleyebilecek gibi hissetmelerine, yani potansiyel suçlu gibi algılamalarına yol açacaktır” denildi. Erken yaşta aşılanan suçluluk duygularının çocuk ve gençlerin gelişimini olumsuz etkilediğinin, kendilerine güven duymalarını azalttığının, özgür ve yaratıcı düşünme kapasitelerini kısıtladığının ve ileriki yaşamlarında ruhsal hastalıklara yakalanma risklerini arttırdığının altı çizilen açıklamada, çocukluk yaştan başlayarak kapasitelerinin önüne engeller çekilerek yetiştirilen çocukların ileriki dönemlerde kimlik gelişimlerinin de olumsuz etkileneceği kaydedildi. Açıklamada, “Bu ülkedeki erkek çocukları yetiştirecek olanlar da geleceğin annesi olacak bu kız çocuklardır. Bizde ve tüm dünyadaki araştırmaların ortak olarak ortaya koyduğu bir bilgi çocuk gelişimi üzerinde en etkili kişilerin anneler olduğudur. Kendine güven duygusu kısıtlanmış, kendini potansiyel suçlu olmaktan korumaya odaklanmış, yaratıcı düşünceden yoksun kalmış annelerin bu ülkeye kendine güvenli, girişimci ve yaratıcı gençler yetiştirmesi beklenemez. Bu durum insanların erişkin yaşta (ergenlik dönemini bitirdikten sonra) başlarını kapatma kararı almalarından farklıdır. Ancak 9-10 yaşta olan çocuklara böyle bir uygulama getirilmesinin hiçbir şekilde özgürlük olarak tanımlanamayacağı açıktır” denildi.

********

9 yaşın sırrına gelirsek: Mecelle (Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye) 1868-1878 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından derlenen İslami özel hukuk (medeni hukuk) kodeksidir.* (Konu ile ilgili olarak Orhan Erinç’in yazısını Cumhuriyet’te okuyabilirsiniz.** Milli Eğitim Bakanlığı’nın, değiştirdiği yönetmelikle türban sınırlamasını 9 yaşına indirgemesi, Mecelle’nin 986’ncı maddesini de yürürlüğe sokmuş oldu.) Mecelle’nin 986’ıncı maddesi, günümüz Türkçesiyle şöyle diyor: “Buluğ yaşının başlangıcı erkekte tam on iki, kızda tam dokuz, sonu ise ikisinde de on beş yaşıdır.” Bu yaş kızlarda neden 9, diye düşünüyorsanız; Hazreti Ayşe’nin, peygamberimiz Hazreti Muhammed ile 9 yaşında evlendirilmesi bahsini de okumanızı öneririm.*** Bu konuda yazılmış güzel bir yazı için de****

Belirli bir yaşa kadar, psikolojik ve de fiziksel anlamda kendini çevresel etkilerden koruyamayan çocuklarımızı, en çok da ailelerinin hırs, eksiklik, korku, fantazi, inat, kaygı, korku vesairlerinden korumamız gerekiyor, diye düşünüyorum. Aranızda hala neden diyen varsa, kendisini ‘Dunning–Kruger etkisi’ ya da Dunning–Kruger sendromu’ adı verilen ve Cornell Üniversitesin’den iki psikolog, Justin Kruger ve David Dunning’in tanımladığı ‘Algılamada yanlılık’ eğilimi ile tanıştırmayı bir borç bilirim. İki bilim adamı bu varsayımda; Türkçe’de “cahil cesareti” ile benzer “Yetkin olmayan insanlar, vardıkları yanlış sonuçlar ve talihsiz seçimlerin yanlışlığını anlayabilecek kapasiteye sahip değillerdir.” görüşünü savunur. Tez: Yetkin olmayan insanların, becerilerine aşırı değer biçme eğiliminde olduklarını, diğer insanlardaki gerçek beceriyi farkedemediklerini, kendilerindeki yetersizliğin boyutunu göremediklerini… devamını okumak için*****

Bence hükümet, eğitim konusunda yetkin bir kadroya sahip değil. Yap-boz düzeninde, deneme –yanılma sistemi ile eğitimi şekillendirme operasyonunu sürdürüyor. Bu aslında bir rejim renovasyonu… En önemli parçası da eğitim. Bu kafa, ışık hızıyla gelişen dünyaya nasıl uyumlanacak hep birlikte göreceğiz.

 

Not: Ne çok atıfta bulunmuşum, şimdi farkettim. Didaktik tarafım şahlanmış! Yıldızların egemenliğinde bir yazı olmuş. AmanınJ

 

* http://tr.wikipedia.org/wiki/Mecelle

** http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/123117/Hos_Geldin_Mecelle___.html

***http://tr.wikipedia.org/wiki/Aişe

****http://www.radikal.com.tr/yazarlar/baskin_oran/kizlarda_9_yasin_hikmeti_ve_sefaleti-1216660

***** http://tr.wikipedia.org/wiki/Dunning-Kruger_etkisi

 

“Kazanacaksınız, çünkü haddinden fazla kaba gücünüz var. Ama ikna edemeyeceksiniz. Zira ikna edebilmek için anlatabilmeniz lazımdır. Ama anlatabilmek için gerekene sahip değilsiniz: Akıl ve mücadelede haklılık.”

Miguel de Unamuno

 

Reklamlar

About Vildan Çetin

instagram: _vildancetin_ beynelhayat velmemat... writer; published 2 books from sacred life trilogy: the origin, the voice. trtcocuk cartoon serial ciciki's script&jingle, tik&tak cartoon series, neşeliçocuklar youtube, advertiser, brand strategist, content developer, youtuber, documentary
Bu yazı taze diş macunu içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s