Aslında çok kolay 2!

Bu kez sesli güldüm!..

Kime mi? Biri için değmeyeceğini öğrendiğinde, nereye saldıracağını, hıncından kendini nerelere atacağını, savuracağını bilemeyene… Düşenin dostu yoksa, bunda benim suçum ne şekerim? Yahu ben bıraktım… Siz de beni bırakın reca edeceğim. Zira mahallemize geldik ve siz burada feci harcanırsınız! Diye döke saça, tam döktüreceğim. Aha! Can dostlarımdan biri yazmamış mı zaten düşündüklerimi? ‘Sahi mutlu musun?’ için*

Dedim ki, madem bunu yazmışlar, işten güçten fırsat, dalgaya vakit buldum; hemen bir hikaye anlatayım. Suşi için balık taşıyan gemilerdeki köpekbalığı ile ilgili. Aaa.. Hali hazırda onu da mı anlatmışlar?! Tüh… İsteklisi için**

‘Aslında Çok Kolay 2’ Başlıklı yazım burada son buluyor. ‘Aslında Çok Kolay 1’ i soran olursa… Birgün belki hayattaaan…. Nınınııı…. *** O da çıkar sahneye. Nınınınııı…

Gerilmeye, ağlamaya, kafayı takmaya gerek yok tabee. Ama stres iyidir. Bunu bilir bunu söylerim. Bazı bazı, egonun iyi bir şey olduğu gibi…

 

*http://hayhaybuyursungelsin.wordpress.com/2014/08/18/sahi-mutlu-musun/

 

** http://blog.milliyet.com.tr/herkesin-bir-kopekbaligi-olmali/Blog/?BlogNo=54701

 

*** http://www.youtube.com/watch?v=3FLXlT5jK9k

http://www.youtube.com/watch?v=fa9qPM5HKGk

 

 

10269439_618081818281541_6943360945478556429_n

 

Reklamlar

About Vildan Çetin

instagram: _vildancetin_ beynelhayat velmemat... writer; published 2 books from sacred life trilogy: the origin, the voice. trtcocuk cartoon serial ciciki's script&jingle, tik&tak cartoon series, neşeliçocuklar youtube, advertiser, brand strategist, content developer, youtuber, documentary
Bu yazı taze diş macunu içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Aslında çok kolay 2!

  1. fatoscakir dedi ki:

    Şimdi anladın değil mi?

    Yahu! Sen beni beğenmiştin. Onu değil. Bir anlasaydın ya!.. O fotoğraflara dikkatli baksaydın ya!.. Kendinden pay biç: İkinci adın ne, diye sorsaydın ya!.. Hatta; uludağ veya ekşi sözlüğe falan girip kendi ikinci adının anlamına baksaydın ya… Anlattığı hikayedeki eksiği gediği, azgınlıktan saçın başın dağınık değil, sağsağlim kafayla bir düşünseydin ya…

    Sen beni beğenmiştin derken, ne demek istiyorum anlatayım kazcağızım: İlk tanıştığımızda ona oldukça dikkatli baktım. Bundan bir şey çıkar mı, diye… Gürül gürül seven bir tarafı vardı. Evet. Garip bir kendini açışı. Dünyadan bi’haberdi çünkü. Hayatın dar alanlarının dahi dandik yerlerinde top koşturmuştu mütemadiyen! Ne zaman zora gelse, her şeyi yarım bırakmıştı. Okulunu. İşini. Aşkını. Ailesini : Erkekte, korkaklığı ve tembelliği, adam olmayacağını direkt anlatan, iki uğursuz kelime! Çiş kokulu barlarda apış arası aşınmışları matah bir şey sanıp, kuduruk salyalarını döke saça dili dışarıda peşlerine takılmaktan, eve giderken 2 bira-1 cips alıp televizyon karşısına kurulmaktan başka eğlencesi olmayan biriydi. Ama dedim ya… İyilik ve zarafet, gözünü karartır bazen insanın… Alma verme dengesini bozar! Ee, serde toyluk da var tabii.

    Olur mu bundan adam, dedim. Eh!

    Aldım, ezdim, çiğnedim, ittim, kaktım… Öptüm, kokladım, sevdim, okşadım… Öyle bir yere koydum ki, o bile nereden nereye geldiğini anlayamadı. Arkasında bıraktığı kişiyi unuttu. Kendini yapılan kişi sandı. Oldum olası ÖYLE olduğu hissiyle yuvarlanmaya başladı: Oldum, dedi. Halbuki olma, bir süreklilik halidir. Durduğun anda, durduğun yeri kazımaya başlarsın. Bilirsin, kaplama yaldızı kazınan değersizdir. Antikacı para vermez öylesine, eskiciyi boylar. Has altını kazı bak! Altından yine altın çıkar.

    Uzun bir süre ona bakan herkes aslında bana baktı. Kimi anladı, kimi anlamadı. Beni tanıyanlar zaten daha işin başında ‘Yapmaaaaa’ demiş olduğundan ve ben zihnimde çoktan yaptığımdan, olan olmuştu bir kere. Onu beğenen herkes, aslında benim yaptığım şeyi beğendi. Işığımla aydınlattığım o şeyi… Uzun lafın kısası kazcağızım: Epifanik anların büyülü kandırıkçılığı ile daha çokkkk adam yer, yaptığım kişi… Pek çok kadın sever, yaptığımı. 6. hissi biraz gelişmiş olanlar da, uçan tekmeler ve koşar adımlarla kaçar nefesi yettiğince uzaklara…

    Ben mi? Sorgu sual. Elbet; Kendim ettim kendim buldum, der çöpten adam yapan da… veee sonradan yapılanı, adamdan sayan, derdine yanacağına hala estetikçinin kapılarında!..

    Şekerim, tenezzül etmem o telefonu kaldırmaya… Mastürbatif işleri geçelim. Göbekte biriken yağları da. Genetik arazlı cücelikte, incelik zor iş zira!

    Mutlu muyuz ona bakalım! Sahi mutlu musun?

  2. Vildan Çetin dedi ki:

    Bir kadına ne verirseniz verin, onu daha da büyük hale getirir
    Ona sperm verirseniz, size bir çocuk verir
    Ona bir ev verirsiniz, size bir yuva verir
    Ona sebze verirsiniz, size yemek verir
    Ona bir gülücük verirsiniz, size kalbini verir
    Ona bir şarkı söyleyin, size konser verir
    Kendisine verileni çarpıp çoğaltarak geri verir
    Bu yüzden ona çamur atarsanız, karşılığında bir bataklıkta boğulmaya hazır olun.

    Aziz Nesin

  3. Angel Brütüs dedi ki:

    Ben linkini verdiğiniz yazıya yani genelde inanmıyorum. İnsan, köpeğinin bile huyunu kapar. Sİz eğer birini etkilesdiyseniz o da sizi etkiler. YAni bu ikili ilişklilerde ben onu adam ettim, falan olabilir bunu biliyoruz. Biraz bu konuda insanın içinde zayıflık varsa, etkilenir haliyle. Ezmemek lazım iyilik yaparken. Kötülük belkieğer içinde yoksa insnaın.

  4. Vildan Çetin dedi ki:

    İlişkilerde birbirinden etkilenmek çok doğal. Olmazsa olmaz hatta! Ben tamamen kişilik değiştirenlerden bahsediyorum. Değişirken, bir şeyi yaparken etki altında kalırken kendimize sormamız gereken esas soru şu: Ben gerçekten bu işi böyle mi yapmak istiyorum? Ben bu muyum? Yalnız olsaydım yanımdaki kişi veya kişilerin manupilasyonu/yönlendirmesi olmasaydı nasıl davranırdım?

    Kendisi olabilmesi için bunu sorabilmeli, sorgulayabilmeli insan.Bu soruyu sormaya başladıktan sonra, yavaşça tunelin ucuna bakıp karanlığın açıldığını görebiliriz. Yoksa, ilişkide herkes birbirinden etkilenir, beslenir. İşin sırrı bunun hangi tarafınız olduğunu fark etmekttir. Karanlık taraf mı? Aydınlık taraf mı? Eşek buldu mu semeri takan çok olur. Başkasına yapan yine yapar. Bana olmaz, demek budalalıktır.

    Not düşeyim: Akrasi, yani insanın kendisi için en uygun olduğunu düşündüğü şeyi yapmaktansa, neden başka şeyler yapmayı yeğlediği sorunu… eski Yunan’dan beri tartışılıyor. Ben bu soruna, neden başkalarının istediği kişiye dönüşerek, olmadığı biri gibi davranmaya başlar, sorusunu da ekliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s