Taht Kavgaları!

‘İyi Bir Haber’  başlıklı yazım, ilahi bir şekilde WordPress’in en çok okunanlar listesinde ilk ona yükselerek koltuklarımı kabartırken; aile ve dost çevresinden gayrı ilgiye mazhar olamayan ‘Yeni Tur Yeni Bilet’, bu mevzilerde konuşlananlar arasında hafif çapta bir infiale sebebiyet hüsranı ile başıma bela oldu, desem! Hatta; aldığım tehditlerin, konuyu detaylı anlatmadığıma, olayları kendime yonttuğuma dair eleştirilerin, ‘Sanki koskoca lunaparkta bir sen çocuktun’ havasındaki sitemlerin,  ‘Kardeş-kuzen ahalisinden sarfınazar ettiğime istinaden’ yorumların ardı arkası kesilmedi, desem! Tape tehdidi bile aldım, desem?!

Tape demişken: ‘İyi Bir Haber’i yazarken boş bulunduğum bir anda, RTE ile empati kurabilirim, onu anlayabilirim sanmıştım ya hani… Yazıyı yayınla, butonuna basar basmaz, zihnimi klon bir hınç yapılanmasıyla paylaşamayacağımı anlamışsam da, malumunuz üzere Taze Diş Macunu’ndan çıkanlar geriye tıkıştırılamayacağından, tabiyatı ile dürüst zürriyetimin aksi olan bu metni de tıpkı diğerleri gibi kendi halinde çayıra  salmaktan başka çarem kalmamıştı. Zira, zihnimin foş nidası eşliğinde sifonunu çektiğim fışkırtmalarını, bloğumun adının şanına yakışacak şekilde ilk yazıldıkları haliyle korumam gerekiyordu. (Okurken, hep mi böyleydin, yoksa sonradan mı saçma oldun, diye iç geçirenler, sizi var ya!..)

İnsan ne oldum, değil ne olacağım demeli! Tam, RTE ile empati kurmak mı, amanın, rabbim yazdıysa bozsun, diyordum ki… Bu karamsar düşüncemin peşisıra gelen tehditlerin aydınlığında silkindim. Hevesim kursağımda kalmayacaktı! Hayatta en emin olduğu konularda dahi bal gibi yanılan ben, geleneği bozmamış, yine yanılmıştım. İçimde gittikçe kuvvetlenen bir his duyumsuyordum. Sanki sanki: Aldatılmışlığın hüznüyle şaftı kayan büyük ustanın hınçlı klon ruhu, arsız hamlelerle kıçına yer açtığı masumiyet tahtıma iyice kurulmuş, gaste kağıdına yaydığı peynirli-kavunlu nevalenin eşliğinde bir büyüğüyle içli dışlı? Yok artık!.. Sanki: Tek tek ağardı bak saçlarım tek tek, arka planda mı çalıyordu? Yok artık!… Gezi’ye bağladın ya tebrik ederim, demeyin… İnanın ki, galiba şimdi onu hissediyorum, dedim. Beraber yürüdüğü ekibin yarısından fazlası tarafından kandırılarak yarı yolda bırakılmış, sürekli tehdit altında, yalanlarla tahtından indirilmek istenen bir birini nasıl anlamazdım ki…

Ve bu hissin ardından bu yazıyı yazmanın şart olduğuna kanaat getirdim.

Not: Okuyucu patlamasını garantileyen unsurlar arasında gördüğüm; büyü, hipnoz, adet kanı, şapşala dönmüş adamlar, sersem erkek avında tavan yapmış, orospulukta tulum çıkaran pornocu kadın vesairin bu yazımızda yeri olmadığını önemsiz bir detay adlederek, saçma da olsa bir vesile ile bahsimize, önceki yazımda –maalesef- yer alan esefil safilin ile adının aynı metinde yer alması dahi âdaba mugayir, sofistike bir karakter olan büyücü Merlin entegrasyonunu ziyadesiyle arzu ederdim lakin… mahallemize geldik! Ailemin bohem tarafı sözcükleri zahiri, ben ise batini tarafından yokladığımdan, bu bahsi es geçiyorum. Robert Downey Jr isimli harika adamın; Gecenin sürtüğü için hayatının kadınına asla yalan söyleme, dediği gibi, biz de çok okunma konusunu bir kenara bırakalım şimdi. Nıhahahaaaaa!..

Yukarıdaki paragraftan sonra, sanmayın ki bu bir alttan alma yazısı olacak. Neden alttan alayım ki!?

Bakın, tahtı korumak zeka olduğu kadar kurnazlık ve inat, ama en önemlisi denge işidir. Çeliği döverken de, suya verirken de kararını doğru ayarlamak hayati derecede önemlidir. İşinin erbabı kılıç ustası, döve döve aptal ettiği kor çeliğin haline acıyıp suya vermiş olsa da, olamayan bir kılıcı anlayan ve dövmeye inatla devam eden kişidir. Çünkü; iyi kessin ya da kesmesin, kılıcın serti gibi yumuşağı da makbul değildir. Kavgada çıt diye kolayca kırılan bir kılıç, yiğittir kabadayıdır dinlemez. Demem o ki, dengeyi sağlayan güvendir aslında. Kılıcı dövüp suya verene duyduğunuz güven canınızı koruyan bir tılsımdır. Ben de tahtıma göz diken takımı bu açıdan bir kez daha değerlendirdim elbette.  Taht dediğiniz öz olarak, iki ucu boklu bir değnektir. Size de, tahteravalli isminde gizli tahta, şöyle bir gözünüzü kısıp bakmanızı öneririm. İki ucu tü kaka her taht, ancak dengeleri gözetenin sahipliğinde varlığını sürdürebilir.. Velakin elbette ki, tahteravallinin diğer yanına kimin oturduğu da dengeyi belirler. Rica edeceğim, hemen kilo hesabına girişmeyin. Bazen bir kişi, yüzbinlerce kişiyi alır öyle bir yere götürür ki,  Ne oluyor be burada? diyemeden dünyanın kaderinin değiştiğine şahit olursunuz. Denge dediğiniz, safiyane bir hal değildir. Bilakis, bir şişe cinidir. Yerinden çıktı mı, olacakları seyreylemekten başka çarenin olmadığı bir tufanının adıdır. Safiyane olan, karmanın işlemeyeceğini inanmaktır.

Ey tahtıma göz diken ahali, beğenseniz beğenmeseniz de, ortada söz konusu bir taht varsa, payitahtın da olması şarttır. Eh, tahtın sahibi belli olduğuna göre, boynu tez vurdurulacak şehzade, valide ve eşlerin mutlu mesut Manisa (pardon tuş sürçtü) yani İzmir ilinde ecellerini beklediğini de düşünürsek… Bu durumda, İstanbul’u zorunlu payitaht ilan etmiş olur muyuz? Oluruz!..  O zaman Lunapark Kraliçesi  olarak ben de demem mi? Ey ahali: Balerin Prensesliğini, Gondol Prensliğini, Atlıkarınca Kontluğunu, Dönme Dolap Leydiliğini adı bende saklı şahıslara verip bu bahsi kapatıyorum. Bundan böyle biline ki yeni ünvan talepleri değerlendirmeye alınmayacaktır.  Ve bu taleple halkıma zarar vermek isteyenlere, kraliçeliğime göz koyanlara, hülasa, tahtımı yıkma hedefindeki gabi ruhlara; Yıktığın şeye ve kimin için yıktığına bak, özlü sözünün tek ayak üstünde tahtaya 1000000 kez yazdırılmasının ardından gereken ceza halk huzurunda verilecektir.

*****************************************

Benim canım okuyucularım: Beni bu hale siz getirdiniz! Sağolun. Varolun. Sözde değil özde teşekkürü borç bilen bir yazar olarak olarak; Hediyenizi unutur muyum hiç?

Yenilikçi ruhlar, işte size kıyağım: Ciaccona del Paradiso e del Inferno’ P Jaroussky + Arpeggiata

http://www.youtube.com/watch?v=EZ-VsKB_tNw

Gelenekselciler sizi de unutmadım: Chaconne/ Ciaccona – Bach BWV 1004

http://www.youtube.com/watch?v=5bVRTtcWmXI

Babanın bu haftaki sene-i devriyesi vesile ile bu da benden gelsin!

http://www.youtube.com/watch?v=-8qifzv_F4Q

Robert Downey Jr

Robert Downey Jr

Reklamlar

About Vildan Çetin

instagram: _vildancetin_ beynelhayat velmemat... writer; published 2 books from sacred life trilogy: the origin, the voice. trtcocuk cartoon serial ciciki's script&jingle, tik&tak cartoon series, neşeliçocuklar youtube, advertiser, brand strategist, content developer, youtuber, documentary
Bu yazı taze diş macunu içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Taht Kavgaları!

  1. FatoşÇakır dedi ki:

    AY nu lafı ilkez duydum. Gecenin sürtüğü için hayatının kadınına asla yalan söyleme. Söyledinse bari adam gibi ol. Şovalyelik yap, alttan al falan kadının gönlünü al. Vildan’cım erkek milletinin yalanı dolanı bitmez. Bunların hakkından gelenler belli.

  2. İnceSaz dedi ki:

    Şarkıların anlamı varmı merak ettim.

  3. Vildan Çetin dedi ki:

    Olmaz mı! Chaconne/ Ciaccona/Şakon, İspanyol asıllı bir eski zaman dansı veya dans ritmi, diye açıklanıyor sözlüklerde ama… Şakon demek Bach demektir. Bach bu parçayı ölen eşi Maria Barbara Bach için yazmıştır. Bir döngü halinde yaşamı anlattığı söylenir. Maria Barbara 1720’de ölmüş. Bach partitayi 1717-1723’de yazmış ve son bölümünü chaconne ile bitirmiş. Birinci bölümde; hayatta yaşanılan sorunlar, kayıp, acı, aşk gibi temaların yanında, insanın kendisi ile kavgası, bunların dozunun ve gücünün her geçen gün artması işlenir. İkinci bölümde, huzur ve barışın hakimiyeti vardır. Üçüncü bölümde ise, hayatın sonlarına doğru insanın kendisi ile hesaplaşması, yalnızlığın sesi içinde cevaplar bulması ve ölüme hazırlanışı temaları hissedilir. Parça, sancılı bir sürecin sonunda, ebedi sessizliğe ve huzura ulaşan bir final ile sonlanır. Diğer bir ünlü besteci Brahms’ın karısı Clara ile de şakon temalı yazışmaları da çok meşhurdur.

    Müslüm Gürses’in ‘Aşk Tesadüfleri Sever’ albümünün nezdimde anlamı derindir. Derinliğin geçer akçe sayılmadığı bu zor zamanlarda, sene-i devriyesi vesilesi ile anmıştım. Bizden rahmet istedi demek ki. Mekanı cennet olsun…

  4. Vildan Çetin dedi ki:

    Fatoşum ne ala yazmışsın!..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s