Yaratıcı Küfür Teknikleri

Rahmetli Nilüfer Halam, yaratıcı küfür üretme makinası gibiydi. Gün yüzüne çıkmamış ne kadar küfür varsa torbasında saklar, Noel Babanın bacadan düşmesi hızında ve tam zamanında aranan ağıza kapak yapıverirdi.

(Bu yazıda 1- Noel babanın bacadan düşme zamanı hususundaki net bilgim sorgulanmayacak,  2- ‘Aranan ağız’ derken, kendimi çaktırmadan hedef dışına atış nedenlerim kurcalanmayacaktır.)

Türkan Şoray gibi hatundu rahmetli! İzmir Yeni Çamlık’ın tepesine konuşlanmış evinin mutfağında, pencere önündeki özel sedirinde daima büyük bir azametle otururdu. Gelen gideni bol bir evdi. Çok yer, yedirir… içer, içirirdi. Damarına basılmadığı müddetçe söylenen laf evde kalırdı. Bir nevi psikolog gibiydi. Bedava; sırasıyla: çay-kek-kahve-fal faslının ardından (öyle sıkı fal bakardı ki!..) sıra kasları yumuşayıp zihni gevşeyen ve dilini kontrol edemeyecek kadar kendini rahat hisseden danışanın şakımasına gelirdi. Önce konu komşu konuşulurdu; kimin eli kimin cebinde, kim batmış kim çıkmış, kim evine yeni ne almış, kim tatile nereye gitmiş vesair alttan girip üstten çıkılırdı. Bu ballandırmanın ardından mırın kırın ailevi meselelere çark edilirdi. Mesele sanki başkasınınmış gibi anlatılırken bir anda cümleler ‘Bizim boyu devrilesice adam… Salak oğlan bozmuş kızlığını… İcra gelecekti de annemler dar yetişti…’ye dönerdi. Kadıncağız dökülürken halam, benim havsalamın alamadığı bir iman gücüyle,  anlatılanları öyle bir içselleştirirerek saydırmaya, kızmaya, üzülmeye başlardı ki duyan bahsi geçen ailenin aslında kendi ailesi olduğunu sanabilirdi. Ahlanmalar, tühlenmeler… Tabii ki, küfürler. Bini bir para cinsinden:

‘Hamur bile pişmeden ağıza alınmaz, Zehram. Söyle o senin yarım akıllı kızına, pişmeden vermesin. Elletsin, koklatsın azıcık. Yedirmesin.’

‘Kasık biti gibidir o. İşe yarayacağı yerde, mızıldanmaktan bi’halt beceremez. Dert olur başınıza.’

Yan komşusu Nevin teyze kumar masasından kalkmayan kocasının kirli çamaşırlarını fütursuzca saçıp savururken ‘… Zevksiz gecenin itinden ne bekliyorsun!’ derken bir ara durup derin nefes almış ve pencereden dışarıya önemli bir detay düşünürcesine bakarken büyük bir filozof edasıyla devam etmişti  ‘O ekşi suratlı kaynananın toprağından altın fışkıracak değil ya. Sıçmış, Nejla bez getirsin.. Bok çukuruna dönsün hayatı, diye.’

En ilginci de, mesele ne kadar can yakıcı olursa olsun danışan yani misafir kapıdan çıktığı anda, o kadar üzülen, ahlanan, tühlenen o değilmiş gibi anlatılan mevzuuyu unutuvermesiydi. Modern psikiyatrinin halamla bir bağlantısı olmalı!

Ee Dudi’ciğim sen nasılsın?lı bir geçişle, konuşulanları masal dinler gibi ağzı açık, huşu içinde dinleyen anneme ilgisini yöneltirdi. Dedikodudan anlamayan annemin de bu ağa düştüğü olurdu. Doğal olarak şikayetlerinin ana fikrini sevgili süper-harika-zevkli-yakışıklı-bohem-babam (elektra kompeksinin dibisin kızım sennn)Erkete Ahmet oluşturduğu için halam bir anda salon hanımefendisine dönüşürdü. Esmer uzun parmakları arasında sıkıştırdığı sigarasından derin bir nefes çeker, panayırın ortasında düşmüş bir çocuğun gözleri gibi ışıl ışıl gülen ela gözleri, gülümsemeye çalışan iri dudaklı ağzı ve yüzünde en yumuşak ancak gayet inandırıcı bir ifade ile annemi teselliye girişirdi.

Kendisi gibi içten içe deli olduğumu sezinlediğinden olsa gerek beni severdi. Asla laf dinlemezdim.  Her şeye ‘plajjjj’ nidası ile inadına abuk sabuk yanıtlar vermeme aldırmazdı. Anladığınız üzere küçükken, ‘Böğürtlen, Cafer ve Kurabiye’ üçlüsü her yere benimle gelirdi. Çıtkırıldım kızları sevmezdi. Paçavra hastalığının grip demek olduğunu bu vesile ile kendisinden öğrenmişimdir.

Bu keyifli röntgencilik halim biraz büyüyüp de şifreleri çözmeye başladığıma uyandıklarında son buldu. Ne kadar ağız burun çiğnesem de, mevzuu derinleşmeye başladığı anda, dünya güzeli rahmetli kuzenim Yeşim’in süs püs kaynayan odasına postalanıyordum.

Halam kolaycı kadınlardan değildi. Yaratıcıydı. Farklıydı. Başkaydı. Neden mi? Çünkü Türk kadınları yetiştirme tarzlarındaki ezik naiflik yüzünden, korkaktırlar.  ‘Elalem ne der’cidirler. ‘Yen kırılır, kol içinde kalır’cıdırlar. Sığ limanların kolaycılığına kaçarak  nadiren yaratıcı küfür ederler. Kadınların birbirleri aşağılamak için kullandıkları en sıradan küfür  orospudur. Fahişe denmez mesela, orospuu denir. Fahişe ile orospu arasındaki derin anlam farkına girsem mi girmesem mi karasız kaldım şimdi. Halkımızın zeka seviyesine göre düz bir kelimenin (mesela: kitap, kalem, fikir…) ağızdan çıktığı gibi, orospu demezler. Biz de orospuya; 1- küflü yemek yemişiz de çiğnerken farketmişiz 2- annemiz ağzımıza bok sürmüş de tükürüyormuşuz 3- şaşkınlıktan küçük dilimizi yutacağımız bir durum karşısında, ağzımıza henüz aldığımız içeceği püskürtüyormuşuz 4- hehehehe… anladınız siz onu! gibi, orrroossspuuuuuuuuuu denir. Puhu kuşu lanetinde bir kelimedir bu orospuhu! Kadınların, tanıdık/tanımadık, kızdıkları bozuldukları kim varsa orospu demeleri adettendir. Orospu kelimesi kadar banal bir küfür yoktur. İbne kelimesi gibi, içi boşalmıştır. Bu yüzden, çeşitli eklerle, bazen de aşağılamayı artırıcı, artçı deprem mahiyetindeki kelimelerle bu kelime güçlendirilir. Temeli sağlamlaştırılır. Çoğaltıyorum:

-Bırak Allahaşkına şu orospuyu

-Karı, orospunun önde gideni

-Onun orospulukta üstüne yoktur

-Orospuluk kanına işlemiş

Bu kadınlar sıkıcıdır. Küfürün yaratıcısı tadından yinmez yeğen: Hehehe… (Şaşırdın mı bilmiş okur? Düşündüğün kadar sıkıcı bir manyak değilmişim, di mi!) Farsça kökenli bir kelime olan orospuyu, Türk Dil Kurumumuz 1- Hayat kadını, 2- Kolay elde edilen, düşük ahlaklı kadın, tanımlarıyla açıklamış.

Ey, otu .o.u gugullamadan yazmadığımı anlamış okur, arama motorlarına ‘yaratıcı küfürler’ yazdığınızda çıkanlar kadın cinsel organlarının edilgenleştirilerek değersizleştirilmesi, dolayısıyla erkek egemenliğini dayatıcı mahiyette, kızgın anlarda sinir hoplatıcı ve kan çıkartıcı, sinirimiz geçmiş ekşi sözlük tararken ise aşağılayıcı, banal fakat trajikomik çalışmalarla sınırlı. İnce bir zevk/zeka, derin bir entelektüalite yok. Nokta! Belki vardır bana denk gelmemiştir. Kıvıralım. Nokta

Bana soracak olursanız koleksiyonum; paçavra, yırtık, arsız, cazgır (ki yanlış bir kullanımdır*),  gibi sıradan kelimelerle sınırlıdır. Yani rol yapabiliyorum artık! Kişisel tarihimde ‘Hırçınlık Dönemi’ olarak adlandırdığım 18-30 küsur yaş aralığında dahi bir hemcinsime paçavra diyememişken… Şimdi sükuta ermişken kendi çapımda desem ne olur, demesem ne? Ama son zamanlarda genlerimdeki yaratıcı kanın burun deliklerimden hırsla fışkırdığı da olmuyor değil.

Konu nerden nereye geldi diyeceksiniz. Deyin. Kaba gelebilir. Kusura bakmayın. Bizbizeyiznasılsa:  ‘Am…n küçüğü büyüğü olmaz!’ iç sesi eşliğinde, küçücük kızlara tecavüz edenleri, otuz kişi çullandık tüm hıncımızla (bizim hanım, kız, gelin evde. Akşam beşten sonra sokağa çıksınlar da bacaklarını kırayım tehditleri ile güvende nasılsa) ama o da istedi diye kendilerini savunanları ve alkışlayanlarını, vicdansız  yüzsüzlüklerinden dolayı tebrik ederim. Bunları ömürboyu hapse tıkması gerekirken sokağa salan sözde Türk adaletini de…

Kendilerine edecek küfür bulamıyorum. Dilerim cehennemde yanarlar. Bir tavsiyem var: Yanarken işe espirili tarafından bakın ve birbirinizi dürtün de gülelim… Ama bunu siz de istediniz, değil mi? Haydiii çekinmeyinnn itiraf edinnn…

 

*http://tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.5046298f557885.17780072

Reklamlar

About Vildan Çetin

instagram: _vildancetin_ beynelhayat velmemat... writer; published 2 books from sacred life trilogy: the origin, the voice. trtcocuk cartoon serial ciciki's script&jingle, tik&tak cartoon series, neşeliçocuklar youtube, advertiser, brand strategist, content developer, youtuber, documentary
Bu yazı taze diş macunu içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s