Kitsch* nedir, diye -Beşerin hafızası nisyan ile malûl yani sakattır aman yanlış bir yorum yapmayayım korkusuyla- sözlüklere bakıyorum iki saattir. Laf aramızda, sözlük okumak sevdiğim bir iştir. Zihni tazeler. Uzatıp dağılmayalım, bu şahane kelimenin kökü Almanca’dan geliyormuş. İnternette ararken bir de ne göreyim. 2008 yılında PEN de bu harikulade kelimeye kayıtsız kalamayarak ,‘Nedir Bu Kitsch(KİÇ)?’ konulu bir sempozyum düzenlemiş ve kaçırmışım!. Dilerim tekrarlanır.
Hey zamanı az, merakı bol okur haydi sana bir kıyak geçeyim. Kitsch’in veya kiçin ne demek olduğunu anlamak için yormayayım. Sadece, pek manidar olduğuna inandığım 1-2 fotoğraf göstereyim. Dahasını bilmek isteyenler ise, yazının sonundaki açıklamaları okuyabilir.
Sömürge nasıl kurulur? Bir zamanlar kendi kendine yeten bir ülke, nasıl bu hale getirilir? Her şeyin suçu kuraklıkta mıdır? İsrail’de deniz suyu ile tarım arazileri sulanıp, insanların evlerine su götürülürken başka bir ülkede binlerce insan neden aç susuz kalır? Somali’de özelleştirilen sektörler hangileridir? Kimlere satılmıştır ülke? Sizce bu satılmışlık bahsi, hangi ülkenin mallarının haraç mezat satılmasını andırmaktadır? Kim ve kimler bu istikrarsızlıktan kazanç sağlamıştır?
Sevgili okuyan insan, sen de biliyorsun ki bu soruların basit bir cevabı var: Uzun vadeli planlarla birbirlerine düşman edilip sömürgeleştirilen Afrika ülkeleri, batılı bankalardan aldıkları borçları geri ödeyemedikleri için bu haldeler. Üstelik yardım çabaları da boşa çıkıyor. Çünkü yardım adına toplanan her kuruş, borçların ödenmesi için on misli olarak ülkeden çıkıyor. IMF garabetinin boğazından aşağı boca ediliyor.
RTE televizyonu ve şov ekibinin Afrikaya’ya gitmesinden yaklaşık 26 yıl önce bakın kim veya kimler el uzatmış Afrika’ya? Ve ne kadar çok yardım toplamışlar. Yaşı tutanlar bilir. 1985 yılından beri Bob Geldof öncülüğünde, Etiyopyalılar başta olmak üzere, Afrikalı aç insanlara yardım amacıyla, etkinlikler düzenlendi. 13 Temmuz 1985′te düzenlenen Live Aid konserleri ile 100 milyon$ üzerinde para toplandı. Bu paralara ne oldu dersiniz? Paralar, Etiyopya’daki bazı sivil yardım örgütleri yanında Derg Askeri Cuntası’na verildi. Derg de sağolsun boş durmadı, 3 milyondan fazla insanı sürdü ve 50.000- 100.000 arasında insanın öldürdü. İddia bu! Bugün Somali’deki kamplarda, Somalili’den çok Etiyopyalı olduğu söyleniyor.
Henüz bunlardan haberdar olmayan Geldof’un içi rahat etmemiş olmalı ki, Live Aid’in ardından gelişmeleri görmek amacıyla 2004 yılında Etiyopya’ya gitti. Lord Geldof gördükleri karşısında, delirmişti. Kafasının tası o kadar atmıştı ki, Geldof’un biyografisini de hazırlayan arkadaşı Paul Vallely’in aktardığına göre, Tony Blair kendisine: “Bob’u sakinleştir… Ve döndüğünde gel beni gör” demek zorunda kalmıştı.
Sonuçta ortaya ‘Afrika Komisyonu’ çıkmıştı. Blair, Geldof ve 16 diğer üye, Afrika’nın güçlü politikacıları ve diğer güçlü politikacılar, Afrika’nın problemlerinin bir yıldan uzun çalışmasını üstlenmek için davet edilmişti. Taraflar iki iddiayla gelmişler ve demişler ki: ‘Afrika’nın yönetimde ve savaşta meyda gelen bozulmaları, yozlaşmaları değiştirmeye ve geliştirmeye ihtiyacı vardır. Zengin dünyanın, yeni yollarda bu değişikliği desteklemesine ihtiyaç duyulmaktadır. İfade edilen yardımların ikiye katlanması, borçların iptali ve ticaret kurallarının düzenlenmesi gerekmektedir.’
Afrika Komisyonu bu işlerin nasıl yapılacağı hakkında ayrıntılı bir plan düzenleyip 2005′de sunumunu yapmış ve fakat sonrasında ne olmuş dersiniz? İzleyen aylarda, açık bir biçimde dünya liderleri bu düzenlemeyi dikkate almamışlar. Bunun üzerine, G8 üyelerinin umarsız tavırlarının üstünde baskı oluşturmak ve Afrika’ya karşı yeni bir lobinin yaratılmasını zorlaştırmak isteyen Lord Geldof, dünyanın çeşitli ülkelerinde Live 8 olarak adlandırılan eşzamanlı sekiz konser düzenlemişti.
Bu vesile ile size, Lord Geldof ve ekibinden 26 yıl sonra Afrika’ya varan RTE televizyonunun açıkladığı acil şov yardım paketini de listeliyorum:
1-400 yataklı atıl durumdaki hastane faaliyete geçirilecek,
2-Sahra hastaneleri İntikal Hastanesi olacak.
3-Su sıkıntısı için su kuyuları açılacak.
4-Enerji sorunu için jeneratörler temin edilecek.
5-Havaalanından Mogadişu’ya giden yol asfalt yapılacak.
6-Çöp kamyonları gönderilecek.
7-TOKİ çadır kentlerde konut ve okul inşa edecek.
8-Sertap E. ve Ajda P. kod adlı şahıslar, her hafta aç ama mutlu insanlarla dans edecek.
9-Ümit B. ve Arzuhan D. açık renk pantalon giyerlerse bir daha uçağa alınmayacak.
10-Emine E. bir daha, herhangi bir yurtdışı seyahatinde yılan desenli giysiler giyerse, Hürriyet’in Kelebek ekinde ‘Yok artık!’ veya ‘Yuh yane!’ yorumu ile Melis A. tarafında ifşa edilecek.
11-Somaliler, üç kuruş yardım yaptık diye, biz şahane ve her vesile ile birbirini boğazlama fırsatı arayan Türkiyeliler’e gebe kalmayacak.
12-Somali’de cemaat okulları açılmayacak.
13-‘Aa sizin kıyılarınızda amma çok balık varmış’, diye konuya girilerek ihaleler alınmayacak.
14-Hasbelkader bir Somali ile karşılaşıldığında çay kahve, varsa simit ikram edilecek ancak ‘Taşıma su ile değirmen dönmez’, bahsine hiç girilmeyecek. Girildiği anda, 10. şık geçerli olacak. (Burada bahsi geçen şıkların hiçbirinin Ahmet Şık ile ilgisi yoktur!)
Acil yardım paket listesinde yer alan işler, Somali’de işler mi? İşlerse kaça mal olur? Bu ihaleler kime gider? 2 km. alanda dahi, sayısı yüzü bulan korumalarla gezilebilen bir ülkenin hastanelerinde kimler çalışabilir? Çalışsa kaç gün yaşar? Ne kadar süre yaşarsa yaşasın, vallahi de billahi de cennete gider. Neden böyle acımasız baktığımı anlamak için, 2011 yılında yabancı film Oscar’ını alan Danimarka ve İsveç ortak yapımı, ‘Hævnen-Daha iyi bir dünya-In a better world’ adlı filmin başrolündeki doktorumuzun hayatına bir göz atmanızı tavsiye ederim.
Kısa bir tavsiye arasının ardından kalan takatimle yazıma devam ediyorum.
RTE oraya gitti de ne oldu? Gitmese de olur muydu? G8 ülkelerinin hangileri halimize kıs kıs veya aleni güldü veya hala gülüyor? Söz konusu para olunca, 1 Angelina, 2 Brad kadar olamıyor muyuz? Yardım yapın ama lütfen şov yapmayın. Şov yapacaksanız da, geçici listelerle milleti oyalamayın, dünyayı ayağa kaldıracak kadar mantıklı ve çözüm odaklı öneriler ile gelin-gidin. Ben de tükürdüğümü yalayayım! Her halukarda bu yazıya devam edemeyeceğim. İki uyku arasında internetten veya gazetelerden falan izleyin işte devamını…
Önemli not: Bu yardım şovu pardon ziyareti esnasında en çok Nihat Doğan ağlamıştır. Ve bu hizmet unutulmayacaktır!..
* Kitsch(kiç) “*Seçkinlerin benimsemediği kitlelerin de kopamadığı şey” Türk Dil Kurumu’nun yaptığı tanımla kitsch(kiç); ilkel yollardan duyguları harekete geçirmek isteyen sözde sanat eseri.
-Kitsch ürünlerinin tümü yoğun bir duygusallıkla yüklüdür.
-Taklit olan şeyler kitsch’in bünyesini oluşturur.
-Kitsch sanatçısının evrensel olarak hazmedilmiş herhangi bir yaklaşımın dışına çıkarak bir şeyler gerçekleştirmeye çalışması beklenemez.
-Kitsch’in içerdiği nesne ya da konu çağrışımla değil hemen tanınacak türdendir. Belli bir kavramı ne kadar keskin bir biçimde anlatıyorsa kitsch yönünden o kadar başarılıdır. -Kitsch dünyaya yeni bir açıdan bakma olanağı vermez.
-Büyük insan kitleleri belirli bir gösterge kategorisine yönelip onu kendileriyle bütünleştirdiklerinde, üst sınıflar başka göstergelere yönelerek ve onları kullanarak araya bir uzaklık sokarlar. Bu üst sınıf kategorilerinin nicelik yönünden sınırlı olduğunu vurgulamam gerekir (az bulunan “şeyler” ve onlara yönelme mantığı, herkesin yaptığını yapmama vs vs) kitsch tüketim toplumlarında fazlasıyla görülür… tüketim toplumları eğer deyin-gen toplumlarsa ve kitsch,üst sınıflara yükselmek isteyen kişilerin arzularını imleyen üretimler ve yaklaşımlarsa , Türk toplumunun kitsch ile neden bu kadar içiçe geçtiğini açıklamakta kolaylaşıyor. öyleyse… kitsch Türk toplumunun toplumbilimsel gelişme öğeleriyle olduğu kadar bu toplumun sanat yapıtına bakış açısıyla da örtüşen bir kavramdır.! http://www.medyasozluk.com/kitsch.html
**http://www.bobgeldof.com/
*** http://www.pen.org.tr/tr/node/984
Sayfaya girmeye üşenenlere programı aktarayım.
Nedir Bu Kitsch(KİÇ)? 10/05/2008 – 10:00-18:00
Nedir Bu Kitsch(KİÇ)?
Sempozyum Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi-Beyoğlu
Nedir Kiç? Düşük, ucuz, yoz bir güzellik mi? Plastik Çiçek mi yoksa? Çirkinlik olabilir mi acaba? Ya da süslü olan herşey. Yoksa güzelliğin demokratikleşmesi mi? Acaba “yüksek sanatı” tehdit eden bir hayalet olabilir mi? Veya “çokkültürlülüğün” sesi. Popüler kültürden siyasete, çağdaş sanattan sinemaya; magazinden mimariye; davranış biçiminden seri üretilmiş nesnelere dolanan sıkı bir soru: Nedir bu Kiç?
Karşı Sanat Çalışmaları 10 Mayıs 2008 Cumartesi Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde (3 OTURUM) bir sempozyumla hayatın hemen her anını kuşatan bu çetrefil kavramı tartıştıracak.
PROGRAM 1.OTURUM 10:00-12:00 Beral Madra, “Siyaset ve Kitsch” Gültekin Çizgen, “Türkiye’de Kitsch Bolluğu Aykut Köksal, “Bir Modernlesme Olgusu Olarak “Kitsch” Feyyaz Yaman, “Kitsch’i Anlamamak!” Yöneten: Ali Şimşek
2.OTURUM 13:00-15:00 İ. Can Koç, Tarihsel ve Sosyolojik Olaraki Kisch’i Anlamaya Çalışmak Melis Behlil, “Versace Elbise, Kristal Şampanya: Showgirls’de Tüketim, Kitsch ve Camp” Yalçın Sadak, “Toplumcu Gerçekçi Türk Resmi ve Kitsch” Ahmet Soysal, “Kitsch ve İdeoloji” Yöneten: Beral Madra
3.OTURUM- 15:30-17:00 Fatih Balcı, ” Sürekli Olarak ve Birdenbire Kitsch” Osman Çakmakçı “Kitsch ve Poetika” Elif Dastarlı, “Kendinin Anti-tezi: Gayrı Siyasallaşan Dil Kitsch” Ali Şimşek “Çizgili Pijamaya Gülmek: Yeni Orta Sınıf ve Kitsch” Yöneten: Feyyaz Yaman TARTIŞMA 17:10-18:00

