Sahte-kâr-ların dünyasında şehit!

Sahte-kâr, Farsça kökenli bir kelime. Kelime, sahte ve kârdan oluşturulmuş. TDK, sahte işler yapan, düzmeci, sahteci diye açıklıyor kelimeyi. Ben ise eksik buluyorum bu açıklamayı. Göz var, izan var: içinde koskoca kâr kelimesi geçen hatta bu ek ile tamlanan veya sona eren bir kelimeyi sadece, sahte işler yapan, düzmeci, sahteci diye açıklayamazsınız. Doğrusu, 1-sahte işler yapan, düzmeci, sahteci ve 2-sahte ve düzme işlerden kazanç elde eden, olmalıydı.

Facebook’tan e-posta zincirlerine kadar her yer, şehitlerimiz ile ilgili yazılarla dolu. Herkes acı içinde. Herkes nefretle anıyor terörü. Anıyor da ne oluyor? Reina, gamsızları bugün kapısından çeviriyor. Yarın para baskın çıkacak, kapılar gamsız-damsız demeden parası olana açılacak. Diğeri programını iptal ediyor. Ertesi gün eğlenceye tam gaz devam edecek. Öteki, artiz sunucu, televizyonda gazete yırtıyor. Biliyor ki bu ‘rating’ katlayan bir tavır. Bir de ağlarsa ooo patron bayılır bu işe. Paylaşma rekorları kırılır sosyal medyada.

Artık Akp’ye laf etmeyeceğim. Çünkü bu acıdan faydalanmaya, kendine pay çıkarmaya çalışan o kadar arsız var ki… Nemalanan nemalanana: Kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklara, silah tüccarlarına, uyuşturucu kaçakçılarına, eşkiyalık mesleğinden başka işi olmadığı için sorunun çözümü dağlarda değilde medeniyette bulunduğunda ne yapacağını bilemeyenlere kadar, CHP’sinden Akp’sine, MHP’sinden BDP’sine tüm politikacılara, uluslarası ortam kaynatma ajanlarına, provakatörlere… Ortalık bu kadar sahte kârla doluyken, Türk-Kürt demeden tüm zihinler intikam ateşiyle kararmışken…Karartılmışken.

Herkes bundan nemalanmaya çalışıyor. Samimi duygularla hareket edip, akan kanı durdurma adına bir şeyler yapmak isteyenler ise ne yapacaklarını bilmiyor. Bilenler zaten susturuluyor. Bilenler anında eziliyor. Yok ediliyor. Sonuçta bu halk, savaş istemiyor. İstemese ne olur? Durur mu hiç arsızlar? Savaş istemeyen halkın beyni yıkanıyor. Türlü gazlarla azdırılıp sahalara sürülüyor; kana kan, dişe diş. O halk ki geçim derdi başından aşkın. Bezmiş, Bitmiş. Cari açık kıçına kaçmış. Kaçacak delik bulamayan iktidar, vergilere dayanmış. Bu arada, rüşvetin geçmediği belediye, iktidar, yer yok. Belediyecilerin karıları Lui Vitton’ları takmış İstinye Park’ta fink atıyor. Bi ellerinde içkileri yok, hamdolsun. Masa’da kahve içip göz banyosu yapıyorlar.  Favori markaları Burberry, Prada. Markası eşşşek nalı boyunda yazılan ne varsa. Vesselam, kazananlar iktidar uşakları. Memurundan amirine, işçisinden subayına iktidarın uzağında olan, zaten yanmış. Ha bu arada, Porche’ye falan ekstra ötv gelmiş. Parayı bulan iktidar uşaklarına koyar mı bu kadarcık ötv. Porche üreticileri tabiatıyla gülmüş geçmiş zamlara… Sigaraya kesinlikle karşı olsam da, efkardan iki nefese sığınan insanlar, iki kuruş daha az öderim diye ne idüğü belirsiz ıvır zıvırı tüttürmeye başlamış. Son zamlarla kaçak içki ve sigarada patlama yaşanmış… Daha bitmedi: Türkiye insan kaçakçılarının ana üssü olmuş. Yetmiş kişi aynı evde yaşıyor, sırası geldiğinde her şeyi bilmeye muktedir polisimizin gözü körleşmiş nedense. Ancak yedi can gidince, aklı başına gelip basmış kaçakçı yuvalarını.  İktidar, Ortadoğu’dan İsrail’e dünyaya ayar vermekle meşgul. Ayar haberleri ise sadece yalnız ve güzel ülkemizin suspus medyasında gürlüyor. Köpürtülüyor. Dünya bizden bi’haber. Güya İsrail ajanı Gilad Şalit bizim sayemizde salıverilmiş, 1027 Hamaslı tutuklu karşılığında. Yalan! Alman arabulucu ve Mısır bu işi kotaran esas adamlarmış. Bir kaç değerli isim dışında işin doğrusunu adamakıllı yazan yok.

Bu yazıyı neden yazıyorum. Elektirik ve suyu olmayan bir evden çıkıp vatana hizmet uğruna sınır beklemeye gidip, tabutla evine cenazesi dönen şehidimizin anısına diyeyim. Hepimiz yarın öbür gün bu insanları unutacağız. Yaşama sevincimiz gitgide zavallı eğlencelerle teselli bulmaya çalışırken hayat gailesi denilen illet alıp götürecek zihnimizdeki tüm acı anıları. Ta ki yeni bir baskına, ta ki ölenlerden biri aile fertlerimiz veya yakınlarımızdan biri olana dek… Unutacağız!

Sözüm sahte-kâr-ların dünyasında bir sahte-kâr, bir insanımsı olarak yaşayanlara, çıkar karşılığı ruhunu şeytana satanlara, bilinçli kötülere değil. Sözüm, şuursuz kötülere. Sözüm, vicdan sahiplerine: Bu savaştan istemeden de olsa, ne şekilde olursa olsun kâr eden kim varsa, sahte-kâr-ların dünyasında yaşamak istemese de yaşayan, yaşayıp da isyan etmeyen, gerçekleri bizlere anlatmayan, gözümüzü açmamıza yarayacak bilgileri vermeyen, çözümü bilip bize anlatmayan kim varsa… Savaş suçlusudur! Kürt-Türk ayrımsız ölen her insan evladının, akan kanın sorumlusudur. İki cihanda da elimiz yakasındadır.

*Komplo Teorisi filminde olduğu gibi, deli damgası yemeye razı olarak yaşadıklarımıza daha başka ve doğru bir çerçeveden bakmalı, bu cehennem coğrafyasında aklımızı başımıza toplamalıyız.

Vildan Çetin hakkında

wabi-sabi... beynelhayat velmemat... writer; published 2 books from sacred life trilogy, the origin, the voice. advertiser, brand strategist.
This entry was posted in taze diş macunu. Bookmark the permalink.

One Response to Sahte-kâr-ların dünyasında şehit!

  1. sevgili arkadaşım herzamanki gibi hemfikirim ve düşüncelerinde yerden göğe kadar haklısın çözüm üretmek yerine çözümsüzlüğü esas alan bir toplumda birlik ve beraberliğin nasıl sağlanabileceği hakkında umutsuzum

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s